Kandırmayın Kardeşim Beni…
SERAP DÜZGÖREN ARI
Antalya
Astronot olma hevesiyle geçti çocukluğum.
Yerçekimsiz taklalar atarken çizmiştim kendimi hayallerimde, gerçekte ise kriz dönemi teğetleri bir yerime batmasın cambazlığında bir iş kadını oldum.
Ayaklarımın bir türlü yere basamaması, aklımın hep havada burnumun hep dik oluşu gökyüzüne aşkımdan. Topraktan geldik, denize daldık yürü git değil duruşum, istikbal göklerde benim için…
Meslek olarak göklerde olamasam da bir yolcu olarak gideyim istiyorum ölmeden. Şu galaksi içinde bir kum tanesi olan dünyada bir zerre olduğumu gözümle göreyim başka bir şey istemem.
Ay Balık Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 11’inci evinde ve Chiron ile kavuşumda.
Güneş Başak Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 5’inci evinde.
Yay’daki Mars, Güneş ve Ay’a Tkare konumda.
Harita’nın yükseleni 2 derece İkizler. Yöneticisi Merkür Başak’ta retro ve Güneş ile geniş açılı kavuşumda.
Ay’ın girdiği Balık Burcu’nun yöneticisi Neptün 11’inci evde, Güney Ay Düğümü ile kavuşumda, haritanın ve Güneş Burcu’nun yöneticisi Merkür ile karşıt ve Lilith & Juno kavuşumu bu ikiliye ılımlı açılaryapıyor. Balığın antik yöneticisi Jüpiter ise beşinci evde, Terazi’de ve Güneş ile geniş açılı kavuşumda ve Yükselen noktası ile üçgen açıda.
Bir şey anlamadınız değil mi?
Hadi Bismillah ne oluyor dediniz, okuduğunuzdan da bir şey anlamadınız değil mi?
Ya da “İşim gücüm var. Böyle abuk şeylere inanmam da ilgilenmem de” dediniz. Döndünüz faturaların başına, aldınız elinize telefonu müşteriye ulaşmaya çalışıyorsunuz, az önce meşguldü şimdi ulaşılamıyor diyor, adam geçen aydan beri ödemeyi yapmadı. Bugün paranın şirkete aktarılması lazım, para yok. Ya sabır çektiniz. Ödeme listesinin yanındaki teklif dosyasını aldınız elinize, tek tek arıyorsunuz. Telefona çıkan önce bir iç çekip sonra ülkenin gidişatından, ekonomideki istikrarsızlıktan, önünü göremediğinden bahsediyor. “Ya biraz bekletelim hele şu sigorta işini” diyor, saygılar sunup kapatıyorsun. Derin bir nefes alıp ikinci… Beşinci görüşmeyi de benzer bir şekilde kapatıp, her konuşmada karşılıklı kullanılan ah vah, öldük bittik, ne olacak bu ülkenin hali cümlelerinden şişmiş, gerilmiş koltuğuna yaslanıyorsun. Boynundan başlayan ağrı göz kapaklarına doğru iniyor. Tam derin bir nefes almışken sempatik Türkçesi’yle Amerikalı müşterin giriyor kapıdan mahcup gülümsemeyle. “Biz” diyor, “Ülkemize dönme kararı aldık, Türkiye biraz karıştı, biz bilmiyor gelecek burada nasıl olur…”
Sağlık, kasko, trafik, konut bütün poliçelerini iptal edip, prim iadesini yapıyorsun, ”Çok teşekkür” diyor, hızlıca çıkıp gidiyor.
Girdabın içine doğru çekiliyor gibisin…
Bu kadar gerginlik yeter yahu, bir mola verip yeniden başlayayım diyorsun, bir acente arkadaşa kahve içmeye gidiyorsun. Meslektaşlar mesleklerini konuşmadan duramıyor, senin derdin ikiyle çarpılıyor onunkilerle birleşince. Çıkmaya çalıştıkça bir girdabın içine doğru çekiliyor gibisin. Herkes sıkıntılı, en büyük müşterilerinden birinin mal varlığına el konulmuş, ödemeler durdurulmuş, peşin poliçeler iptal edilemiyor sen çatır çatır ödemek zorundasın… Ama neyle?
İşinden çıkartılanlar, arabasını satanlar, maaş alamadığından sağlık sigortasını yeniletemeyenler… “Beni biraz idare et” diyenler, bunu bile demeden aylarca ödeme yapmayanlar, küçük rakam zorlamayayım diye diye senin şişen hesapların…
Kahvenden bir yudum alıp çalan telefonu eline alıyorsun, hasta akrabalar, arkadaşlar, yakınını kaybedenler, geçmiş olsun demen lazım, acısını paylaşman lazım. Dinlediğin her olayda etrafına demirden kafesler geçiyor, nefesin daralıyor, insanların çektiği sıkıntıları görüp ya çok şükür halime diyorsun ama kafes gittikçe daralıyor seni boğuyor… Sanki sıra sana da geliyor…
Sosyal medyayı açıyorsun biraz kafam dağılsın diye, ölü sayfalar doluyor gittikçe. Aaa sen de mi, tüh diye için yanıyor. Paylaşımlarına bakıp kahroluyorsun. Herkes birer ikişer eksiliyor. Yahu bu ne diyorsun nereye baksam dram nereye baksam sıkıntı. Bu nasıl hayat?
Arkadaşının sayfasında ölüm haberini aldığın o hiç tanımadığın adamın sayfasına geçip ayak izlerinden hayat izlerini çözmeye çalışıyorsun. Ne güzel insanmış keşke tanısaymışım diyorsun. Onun adına biraz sevinç, yaşamış bak dolu dolu, hissetmiş, paylaşmış, ne çok seveni olmuş… Ama şimdi… O dudağında donmuş kahkahası, sıkı sıkıya sarıldığı battaniyesinin altında içtiği şarabın tadı… Hepsi karıştı gitti sonsuza. Ne çok ölü sayfa var artık sosyal medyada, sessizliğe gömülen.
Çok mu duygusalım hay Allah. Üç günlük dünya. Tadını alamadıktan sonra, tat bırakamadıktan sonra…
Üzerimde bir sinmişlik, bir korku geleceğe dair. yıldızlara çıkmak isteyen gönlüm birkaç metrekare bir ofise esir oldu. Çalışmak her zamankinden daha da zor. Severek yapılan iş, severek yaşanan toprak, mutlu gelecek hayali toz oldu… Sıkışmışlık, tükenmişlik duygusu…
Her şeyin sorumlusu Merkür!
Bu halde misin?
Böyleysen sebebi yukarıdaki girişte saklı. Sebebi gökyüzünde saklı. Her şeyin sorumlusu Merkür. Sen ne diye gidip güneşle Retro yapıyorsun kardeşim, git Venüs’le salsa yap. Hayır Güneş’le kavuşum yapacaksın da ne olacak, bak huysuz Jüpiter’in kıskançlık krizi tutuyor. Bütün duygularımızı allak bullak ediyor. Dakikasında salya sümük ağlamaktan kahkaha atan deliye döndürüyor psikolojimizi. Yapmayın gözünüzü seveyim. Bir kural bir düzen yok mu yukarılarda. Kimin kime Retro yapacağı, ne zaman kaçıncı evimize gireceği belli değil. Siz yukarıda havalı havalı salınırken aşağıda darbe yapmaya falan kalkanlar var haberiniz var mı? Jüpiter’in rengine kanıp herkesi Venüs’ün cennet bahçeleri kadar el değmemiş sanan ve kandırılan yöneticilerimiz var bizim yazık adamlara kandırmayın kardeşim şunları!
Tam gerçekleri görmeye başlayacağız, sen koskoca Satürn kalk geri gelmeye başla. Hayır düzünden ne fayda gördük de bir de tersine gidiyorsun, eskide kalmış, gizli saklı her şeyi gözümüze sokuyorsun, hataları ortaya döküyorsun, sen düzelene kadar bir bakıyoruz aaa kandırmışlar!
Hele o Merkür’ün bize yaptığını akrabalarım yapmadı vallahi! Gazozcu Nuri Alço daha masum kalır yanında yeminle. Bildiğin ayakta uyutuyor, sonra da uyuduğunu yüzüne yüzüne vuruyor, bunu da bir daha uyuma diye yaptım diye ders veriyor. Peh!
Sözün özü hiç sevmiyorum şu astrolojiyi, başımıza gelen her bir şeyin sebebi bizzat onlar. Dün bütün gece balkondan size ters ters bakan kadında benim var mı itirazı olan yıldız? Ben öyle dolunayıydı, en sert Güneş tutulmasıydı, daha 2017 Martı’na kadar Merkür Terazi’de gidecek falan anlamam, çık benim burcumdan arkadaşım! Ay içim daraldı, tam ciddi iş kadını olacağım bir duygusal haller, amaannn ödeme canım üç kuruşun lafımı olur sen iyi ol yeter cümleleri kuruyorum bu nedir yaa: Kandırmayın kardeşim beni… Bir sigortacının ruh esintileri…





