Kese Kağıdından Poliçe, Selam Söyle O Yare…
SERAP DÜZGÖREN ARI
Antalya
Herkes gördü ki zarar hepimizin zararı, şu dönemde birileri bu işten kazanmıyor, aksine herkes olabilecek en az zararla sistemi, dengeye getirmeye çabalıyor.
Hele bakın şu habere; “Ziraat Bankası ve PTT 200 TL daha ucuz trafik sigortası kesiyormuş. Poliçenizi oradan kestirin sigorta şirketlerinin aklı başına gelsin!” diye bir şehir efsanesi sosyal medyada yıkılıyor. “Tüh kaçırdık” diyenler, “Kahrolsun sigorta şirketleri” diyenler... Bir akıllı çıkıp sormuyor, “PTT tükürükle mi ödeyecek hasarı? Banka çek mi yazacak hasarda! Kesilen poliçenin arkasındaki şirket kim? Sigorta şirketi mi postacı Mehmet Amca mı? Nasıl oluyor da böyle oluyor?”
Huuu kime diyorummmm, demiyorum artık, gülüyorum. Çorbama biraz karabiber ekliyorum zihni açıyormuş…
Ömrümden uzun, anılarım var…
Bugün Türkiye Cumhuriyeti içinde yönetim, inanç, yönetilen halk, yönetenler, yasalar ne varsa sigorta sektörü onun simülasyonu şeklinde çalışıyor. Aslında sadece biz değil her organ küçültülmüş bir modellemesi büyük resmin.
Algı manipülasyonu içinde yaşıyoruz
Bir kere genel bir algı manipülasyonu içinde yaşıyoruz. Düşünmeden kitlesel tepkimelerle hareket ediyoruz. Sebep sonuç ilişkisini ancak Müge Anlı’yı seyrederken yapabildiğimizi düşünüyorum. Vay arkadaş “PTT daha ucuz poliçe kesiyor, herkes PTT’ye gitsin, sigorta şirketlerinin burnu sürtsün…” Tam kızacağım, bir gülme tutuyor beni.
Sigortacılık her insanın hayatına değen bir sektör. O yüzden bu kadar didik didik. O yüzden ağzı olan konuşuyor, o yüzden büyük resim bozulduğunda o da bozuluyor, o yüzden eğitim şart!
Yahu kardeşim bir sor kendine, eğer kesekâğıdından yapmıyorsa Ziraat bu poliçeyi nasıl böyle ucuz satıyor, hadi o satıyor rekabet piyasasında bir tek PTT ve Ziraat mi akıllı? Sigorta şirketlerinin kalanı ve o kesekâğıdı şirketinin diğer acenteleri balon mu patlatıyor?
Hadi benim burnum sürttü, pişman oldum, hiç poliçe kesemedim. Bütün trafikleri Ziraat ve PTT kesti, bir süre sonra bütün hasarlar onlarda olmaya başlayacak, yine bir süre sonra da 200 TL düşük poliçe kazanımları o hasarları ödemeye yetmeyecek. Ziraat ve PTT kafa kafaya verip batıyoruz, tükürüklü pullarımız ve kambiyo senetlerimiz hasar ödemeye yetmiyor, postacıların altındaki bisikletleri alıp tasarrufa gitmek, banka personelinin masraflarını kesmek zorundayız… Ama bu da yetmiyor azıcık primlere zam yapsak. Az… Biraz?
Sonra?
Aaa duydun mu en düşük trafiği Banker Bilo kesiyormuş…
Kahrolsun bazı şeyler!..
Çok basit bir maliyet analizi
Tane tane değil bağıra bağıra anlatıyorum iyi dinleyin, çok basit bir maliyet analizi. Bir ürüne ihtiyaç doğar, ürün ne? Trafik poliçesi, niye ihtiyaç var? Trafikte başkalarına verebileceğimiz zararları karşılama konusunda bireysel bütçenin yetmediği durumlarda ve devletin vatandaşını koruma politikası gereği, zorunlu bir tasarruf olduğu için. Buradaki sigorta talebi sigorta şirketini doğuruyor. Sigorta şirketi diyor ki ben senin riskini korurum, risk gerçekleşirse zararının tamamını öderim. Bunun için bana prim öde. Ben o primleri bir havuzda biriktireyim, ama bunun içinden işletme-yönetim giderlerimi ödemek zorundayım, devlete karşılık ödemek zorundayım, devlete vergi ödemek zorundayım, devlete SSK payı aktarmak zorundayım, bana seni getiren aracı kaynaklara komisyon ödemek zorundayım… Böylece arz ve talep bir köşe başında buluşur, romantik imzalarını atarlar…
Gün gelir hasar olur, sonra bir tane daha, bir tane daha… Havuzda toplanan para, havuzdan ödenen parayı karşılamamaya başlar. Arz ve talep arasında da şiddetli geçimsizlik başlar haliyle. Arz der ki “Elimdeki avucumdakini sana geri ödüyorum. Bu adil değil, bu dengeli değil, bu ikimizi de batıracak.” Ama Talep çok talepkârdır, “Sen vermezsen verecek başkasını bulurum” der. Ama gittiği her yeni arz kaynağı aynı mantıkla yaşamaktadır. İşin matematiği böyledir zira. Hatırlayın havuz problemini, 10 musluğun doldurduğu havuzu 100 delik kaç dakikada boşaltır hesaplayın. Talep şapkasını çıkartıp düşünmek zorundadır. Şu havuzu güçlendirecek ne yapılabilir. Talep olarak bana düşen görev ne? “Biraz daha bilinçli sürücü olsam. Trafikte daha az hata yapsam, kurunun yanında yaş da yanar felsefesiyle benim yüzümden iyi sürücü cezalandırılmasa, haksız, yalancı tutanaklarla hak etmediğimi tırtıklamasam, havuz dengesini korumak için azcık bilinç, azcık kural tanısam”…der
Arz ne yapar; “Tamam kabul, birden bire çok gerdim ipleri, alışkın değilsin, bu güne kadar hep konfor içinde yaşattım seni, âmâ anla artık gücüm yetmiyor, sen daha ılımlı ol ben de yavaş yavaş gevşeteyim ipleri, eski mutlu günlerimize dönelim aramıza postacıyı, bankacıyı sokmayalım…” der.
Havuzdaki deliklerin büyümesinin tek sebebi talep kısmı değil elbet. Tamircisinden çekicisine, yedek parçacısından kiralık aracına sisteme destek her organ silkelenmeli, kendine gelmeli… Böylece fiyatlar yükselir, havuz rezervi artar. Hasar ödeme akışı rahatlar, arz rahatlayınca, fiyatları düşürme eğilimine geçer, fiyat düşünce talep artar, talep artınca havuz daha çok dolar… Bu bir döngüdür, iyinin ardı kötüdür, havuz doldukça içerdeki risk adedi de büyür, bu daha çok hasar şeklinde bir kısır döngüye döner, o zaman acil yapılacak şey hasar-prim dengesinde buluşurken, trafik hatalarını minimize edecek önlemlerin, kuralların, bilincin derhal hayata geçirilmesidir.
Hop burada devreye devlet ve yasaları girer. Sürücüye yaptırımlar, kurallar koyar. Ne oldu, herkes taşın altına elini, kafasını soktu. Herkes gördü ki zarar hepimizin zararı, şu dönemde birileri bu işten kazanmıyor, aksine herkes olabilecek en az zararla sistemi, dengeye getirmeye çabalıyor. Benim komisyonum azalıyor, senin cebinden çıkan para artıyor, her şey havuz dolsun, daha büyük zararlarla yüzleşmeyelim diye…
Sonuç? Maliyet analizinde arz ve talep optimum seviyede buluşmak zorunda kaldı, yoksa ikisi birden yok olacaktı.
Ama dün sosyal medya, Talep’in hala talepkâr ve hala tehditkâr salınımlarda olduğunu gösterdi bize.
Bizim maliyet analizimiz de güme gitti böylece. Hikâyenin sonu yeniden yazıldı… Sonra arz ve talep bir dengede buluşurlar…
Rüya da burada biter.
Rüya dedim rüya, uyanın, PTT’nin kuyruğuna takılın.





