Lidyalılar Çıktı Parayı İcat Etti!
SERAP DÜZGÖREN ARI
Antalya
Toplu hareket edip aniden yana kaysak bütün acenteler sıkılaşsak, örgütlensek birbirimizin elini tutsak.
Bir şeyi icat etmek yetmiyor tabi. Yanında bir de kullanım kılavuzu vermeliydiler. Özellikle yan etkilerinden bahsetmeliydiler. Sen git adı para olan, bu dünyanın en büyük icadını yap, üzerinden yüzyıllar geçsin bugün hala o icadın kölesi insanoğlu, onunla baş edebilmeyi öğrenemesin! Sigortacılığı nasıl algıladığımı düşünüyorum bir süredir? Yarım aklımla bazı çıkarımlar yapıyorum 20 yıllık mesleki ve hayat tecrübelerimden. Sigortacılığın her zamankinden çok daha hızlı bir değişim döneminde olduğunu, ama bir şeylerin kontrolden çıkıp bayır aşağı kartopu gibi yuvarlandığını görüyorum. En tepeden birileri bir lira attı aşağıya. Para yuvarlandıkça büyüdü, büyüdükçe güçlendi, güçlendikçe hızlandı ve hızlandıkça kontrolsüzleşti. Artık para (sermaye) öyle bir güç haline geldi ki önünde yasa, önünde etik kurallar, önünde adalet, önünde eşitlik yaşayamaz hale geldi. O tepe kademe kademe güç dengeleriyle sıralanmıştı. Devlet-Hazine, sigorta şirketleri, acenteler… Hepsinin arasına denge ve tavsiye mekanizması birlikler, dernekler, komiteler, yasayönetmelik ve mevzuat … Bir denge bir adalet olmalıydı ki stratejik bir öneme sahip sigorta sektörü o tepede büyüsün, yeşersin, kök salsın, orman olsun, ülkenin zenginliği, ekonomik dinamiği olsun…Ve o ormanda yaşayan her bir kademe hayatından memnun olsun.
Sonra…
Para gitti gücü satın aldı, güç yasaları satın aldı, yasalar parayı daha da büyüttü, para kimi isterse, nasıl isterse, ne kadar isterse o kadar oldu her şey.
Zemin çok gevşek, kaygan
Acenteler o tepenin en altında ve en geniş alana yayılmış kademesi. Ama zemin çok gevşek, kaygan, yukarıdan gelen her türlü baskı aşağıda acentelere basınç yapıyor. Birileri hızla kayıp akıyor, yerine birileri çıkıyor mantar gibi. Ama kökü yok tutunamıyor. Yukarıya çığlık atıyor bir şeyler yapın! Biz kayarsak hepiniz inivereceksiniz aşağıya. Biz ne kadar güçlü olursak tepe o kadar güçlü olabilir ancak göçecek farkedin! Ama yukarısı toz bulutu, o bir lira var ya önünde kimseyi dinlemiyor, tahammülsüz, derdi bütün tepeyi yutmak. Her şey o kadar sert ve hızlı ki iki dakika sağa çekip düşüneyim deme becerisi hiçbir kademede kalmadı. Önümdeki işle uğraşır, bir trafik kestim diye günü kurtardım sanırken, arkamdan gelen uğultuya kulak tıkamam imkânsız artık. Ok çoktan yaydan çıkmış. Şeytan diyor seni yutmak için hızla üzerine gelen o devin gözlerine bak ve yana kayıver hızla, geçir tırnaklarını toprağa tutun tutun… Ve izle bir liranın uçurumun dibini boylayışını…
Bunun için tırnaklarıma güvenirim, tecrübeme, inadıma, birikimime güvenirim de tek başıma işe yaramaz ki. Toplu hareket edip aniden yana kaysak bütün acenteler, sıkılaşsak, örgütlensek, birbirimizin elini tutsak. Tepenin tamamında ne kadar bozulmuş, kokuşmuş, kirlenmiş kurum ya da kişi varsa yuvarlanıverse boşluğa… Ha? Yapsak bir şeyler olmaz mı?





