Vay Arkadaş Bu Nasıl Trafik?
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
Bir dahaki sapakta öyle bir üst üste bineceğiz ki kimse çözemeyecek bu zincirleme sektör faciasını. Bu trafik çok pis kilitlendi açmak zorundayız. Hep birlikte!

Sıkıştım, bunaldım, milim gitmiyor. Sağımdan sigorta şirketi, solumdan acenteler, önden plazalar, PTT’ler, benzinlikler… Arkadan kızgın müşteriler… Hazine yakmış kırmızıyı kilitlemiş hepimizi aynı trafikte. Kornaya basan basana, herkes Birbirine yükleniyor, herkes kendi cebini kurtarma derdinde. Ama an itibariyle hepimiz o kırmızı ışıkta kalakaldık. Arkadan duyduğun siren sesi hepimizi gömecek ambulansın sesi, geçmeye yol bulamıyor, tepemizden geçecek sonunda. Durum budur. Trafik ışığı tekrar yeşile döndüğünde yine birbirimizi yok edercesine yarışacağız ya sağdakini, soldakini yoldan atmak için gaza ya da ani frene basacağız ya işte tam ondan bahsediyorum. Bir dahaki sapakta öyle bir üst üste bineceğiz ki kimse çözemeyecek bu zincirleme sektör faciasını. Trafik öyle kuralsız akıyor ki direksiyonda oturanın ömründen ömür gidiyor. İstediğin kadar tecrübeli ol, yıllardır bu trafikte ol, şu an hiçbir anlamı yok. Elektrikler kesildiğindeki kavşakların hali gibi, gürültü kaos, panik, kaza… Geçtiğimiz haftalarda en çok trafik sigortası teklifi verdim. En çok trafik portföyümden kaybettim. Üzerine, müşterilerin “Sen beni dolandırıyor musun” bakışlarına, “Bu artışın sorumlusu kim?” sorularına, meslektaşlarımla bir kahve içiminde “Ne olacak bu işin sonu” konuşmalarına, sigorta şirketlerinin 2016 hedeflerine, yeni komisyon düşüşü açıklamalarına maruz kaldım.
Şaka mı yapıyorsun?
Bir an sağa çekip “İnin hepiniz arabadan” diye bağırmak istedim ama çabuk geçti. Hoş ortada araba falan da yoktu. Masamda, ekranımda, trafik teklifinin içindeydim ve evet alış fiyatı 3 bin TL olan bir motosikletin 4. basamaktan trafiğe giriş fiyatı 2 bin 633 TL tutuyordu. Müşteri karşımda oturuyordu ben yutkunuyordum. Bir kere de söyledim. Sesim çok cılız çıkmıştı, müşteri anlamamıştı. Anlamıştı da ihtimal vermemişti. Tekrarladım. Yutkundum. “Şaka mı yapıyorsun” der gibi baktı. “Üstüme gelme çok çaresizim” der gibi baktım. Evrakları sertçe önümden çekti “ Hadi be oradan dolandırıcı mısın?” der gibi dönüp gitti… Sigorta şirketi, "Ben kaza branşında zarar ediyorum” diyor, “Devlete garanti fonu altında her poliçe üzerinden ödeme yapıyorum, geçmişe dönük hasar ödüyorum, yedek parça, işçilik fiyatları tavan, hasar maliyetim şiştikçe şişiyor, böyle giderse öz sermayem kaza hasarlarını ödemeye yetmeyecek krize gireceğim o yüzden fiyatımı yükseltirim” diyor. “Yükseltmek de yetmez acentenin komisyonunu da düşürürüm o da benim zararıma ortak olmak zorunda” diyor.
Müşteri “soyguncusun” diyor
Müşteri, “Bana ne senin zararından, sen iyi sürücüyle kötü sürücüyü ayıracaksın, ben yıllardır kaza yapmamışım şimdi üç katı artışla beni cezalandırıyorsun. Soyguncusun” diyor. Bu arada haksız kaza tutanaklarıyla, sahtecilikle hasar alan bir kitle var ya onlar en çok küfrediyor bu olan bitene! Hazine, “Ben karışmam benim karşıma anlaşarak gelin” diyor. Seçilmişler, “Yahu buralara gelince işler sizin bildiğiniz gibi değil, güçler dengesi farklı Bizim tek derdimiz burada tutunabilmek. Bunun için de arada size bir parmak bal, sonra buradaki iktidar sahipleriyle hoş beş…” diyor. Acente? O çok şey diyor da kime diyor? Meslektaşına kızıyor, rekabet için harcadın hepimizi, fiyat kırdın, komisyon verdin, cepten vade verdin, müşteriyi de sigorta şirketini de hep almaya hazır ve haklı yaptın. Şimdi verecek bir şey kalmadı, bakıyorsun biri şu trafiği açsın da evime gidebileyim diye! Özetle durum budur. Trafiğe çıkan, trafiğin düzenli akması, kimsenin mağdur olmaması için herkes gibi çaba harcamak zorundadır. Bana ne demek, benim suçum yok demek, gaza basmak, sıkıştırmak, yoldan atmak, üstünden geçmek bizi bir yere götürmez. Bu trafik çok pis kilitlendi açmak zorundayız. Hep birlikte! Vay arkadaş trafiğe bak be!..





