Sonra Ne Mi Oldu ?
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
Tek başıma, birilerinin kulağına su kaçırmayı başardım. Oynamaz denilen taşları oynattım.
Hani “bir sigorta şirketi” pat diye ekranımı kapattıktan, şifrelerimi değiştirdikten, tam 1 ay sonrasında ancak fesihnameyi gönderdiğinden, benden de zorla 600 TL fesih masrafını aldıktan sonra ne mi oldu? Hani ben o şirketin bütün acentelerine bana yapılanları anlatan bir mail attıktan ve maalesef birkaçı dışında hiçbirinin dönüp aramadığı, sahip çıkmadığı, tepki göstermediği, “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” dediği, bir başıma sahipsiz ortada kaldığım, o yaralayıcı dönemden sonra... SAİK’e, TÜSAF’a, Hazine’ye şikâyet yazısı gönderdikten sonra… Hani, Hazine’nin şirketten savunma istemesi, onların “Biz normal fesih sürecini işlettik, 3 kez üretim düşük yazısı gönderdik ve feshettik” demelerinden sonra… Hazine’nin bana dönüp, “Bu cevap sizin için yeterli mi” diye sormasından sonra… Benim “Hayır, yeterli değil. Çünkü ben, “Neden beni feshettiler” demiyorum. Fesih sürecinin çirkinliğinden, acenteye verdiği zarardan, bundan hiç rahatsızlık duymamalarından, acenteyi koruyacak hiçbir yasaya da yönetmeliğin ya da sözleşmenin olmamasından bahsediyorum. Ben, “Habersizce ekranımın kapatılıp portföyüme el konulmasından bahsediyorum. Bunun için bir açıklama bir özür bekliyorum” dedikten, Hazine’nin “Şikâyetiniz şirkete tekrar iletilmiştir” notundan sonra...
‘Üzgünüz’ dediler, ama...
Hani benim, TÜSAF merkez ofis açılışında Hazine Müsteşar Yardımcısı Sayın Ahmet Genç’e gidip olan biteni anlatan bir mektup vermem ve acente sorunlarına bir bakış açısı olarak okumasını rica ettiğim, geçen ay Sigortacım Dergisi’nde de yayınlanan yazımı verdikten sonra… O şirketin “Satış ve Dağıtım Kanalları Grup Başkanı” aradı ve süreçle ilgili teftişte olduklarını, olan biteni bir de benden öğrenmek istediğini söyledi. Bütün bu süreci tekrar anlattım. Üzgün olduklarını, geçen süreçle ilgili bir şeyleri telafinin imkansız olduğunu bildiklerini ancak bundan sonra fesih sürecini çalıştırırken benim eleştiri ve hassasiyetlerimi kesinlikle dikkate alacaklarını ve süreçlerini acente lehine iyileştireceklerini, benden zorla aldıkları fesih ücretini iade edeceklerini söyledi. “Sizin için ne yapabiliriz” diye sordu.
Birilerinin kulağına su kaçırmayı başardım
Dedim ki, “Benim adıma şirketin yapabileceği hiçbir şey yok artık. Benim için şirketiniz kara bir sayfa olarak kalacak ve her yerde olumsuz görüş bildirmeye devam edeceğim. Ama geri dönüşünüz ve yarım saattir beni sabırla dinlediğiniz için şahsınıza teşekkür ediyorum. Bundan sonra başka bir meslektaşımın aynı üzücü süreci yaşamayacak olması ve buna katkım olması benim için yeterlidir" dedim. Sonra olan bu işte! Tek başıma, birilerinin kulağına su kaçırmayı başardım. Oynamaz denilen taşları oynattım. Yeni dönemde yapılacak acentelik sözleşmelerinin maddelerinde nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda kendimce farkındalık yarattım. Kişisel olarak, mesleğim adına, ezilmeye, sömürülmeye tepki gösterdim ve biliyor musunuz çok hırslandım. Mesleğime saygı duymayanlarla mücadeleye kendimi adadım! Önümüzde çok meşakkatli bir sürecin, bürokrasi, belki de siyasi manevraların olduğu bir yol olduğunu biliyorum. Ama Sayın Genç gibi yüzü sektöre dönük ve yapıcı yöneticilerin olduğunu görmek içime su serpiyor. TÜSAF ve SAİK bu konuda mücadele ediyor ve ben kişisel olarak çaba harcamaya, olabildiğince destek olmaya devam edeceğim. Sen ne yapacaksın?





