Dokunma Benim Müşterime!
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
Fesihte şirketin müşteriye mektup göndermesi sona ermelidir, suistimal ya da itibar zedeleyici bir unsur yoksa. Acente için zaman mücadele zamanıdır. 18 yıllık sigortacıyım. Sektörün hemen her kademesinde çalıştım. Bölge müdürlüğünde, bankada, acente olarak, üniversitede öğretim görevlisi olarak. Mesleki örgütlerde görev aldım,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegesi de oldum… Mesleğe her basamaktan bakma, öğrenme ve katkı sağlama imkânım oldu. Acenteliğim ise 15. yılını doldurdu. Ana şirketim haricinde, birkaç şirketle daha sözleşme yaptık zaman içerisinde. Yollar birleşti, ayrıldı. Acentelik sözleşmelerinin ne kadar şirket tekelinde olduğunu, acentenin hak ve menfaatlerini korumadığını, aslında hakkımızın ne olduğunun bile farkında olamadığımızı gördüm bunca yılda. Acentenin ne kadar yalnız ve ekmeğinin derdinde olduğunu gördüm. Birleşmesi, güçlenmesi, haklarını bilip koruması konusunda örgütlenmesi gerektiğine inandım. Bunun için ANSAD’a girdim, TOBB delegesi oldum. TÜSAF’ın, SAİK’in bizleri bütünleyecek projelerine, eylemlerine imzamla, kalemimle, duruşumla destek verdim. Bu organizasyonların yönetimlerine, toplantılarına katıldım; çalışmalarını izledim, sözüm ona farkındalığımı artırdım.
Üretim yetersizliği şirketi niye ilgilendirir?
Acentelik sözleşmesi iki taraflı yapılıyor, taraflardan biri istediği anda fesh edebiliyor. Şirket tarafından fesh kriterleri nedir? Yüz kızartıcı suç, suistimal, hasar-prim dengesizliği, tahsilat sıkıntısı, üretim yetersizliği… “Üretim yetersizliği şirketi niye ilgilendirir?” diye düşünmüşümdür hep. Eğer diğer maddelerde sıkıntım yoksa az üretim sadece benim geçimimi ilgilendiren bir husustur, kime ne? Hasar prim dengesizliği acentenin suçu mudur gerçekten? Üretim yetersizliği şirketi niye ilgilendirir? Acentelik sözleşmesi iki taraflı yapılıyor, taraflardan biri istediği anda fesh edebiliyor. Şirket tarafından fesh kriterleri nedir? Yüz kızartıcı suç, suistimal, hasar-prim dengesizliği, tahsilat sıkıntısı, üretim yetersizliği… “Üretim yetersizliği şirketi niye ilgilendirir?” diye düşünmüşümdür hep. Eğer diğer maddelerde sıkıntım yoksa az üretim sadece benim geçimimi ilgilendiren bir husustur, kime ne? Hasar prim dengesizliği acentenin suçu mudur gerçekten?
Öyle yağma yok…
Müşteri ne düşünürse düşünsün artık. Onca emek, yılların çabası senin bencil iki satırınla zedelensin, yok öyle yağma. Hem unutma seninle aramdaki sözleşme bitiyor diye benim mesleki faaliyetim sona ermiyor, senin yerine bir başkasıyla yola devam ediyorum, senin yaptığın gibi. O zaman benim sana getirdiğim müşterimle benim arama o gereksiz yazını sokma. Fesih tarihin belli, bunun ilanı belli, senin sorumluluğun orada bitti. Dokunma benim müşterime! Yakın zamanda çalıştığım şirketlerden biriyle bu sıkıntılı sürece girdim. Acentesi olduğum Yapı Kredi Sigorta, Allianz olarak karşıma çıktı bir gün, bizlere bunca yıl hiçbir sigorta aracılık sözleşmesinde görmediğimiz maddelerle dolu yeni sözleşmeler gönderildi, kabul etmedik, imzalamadık, satış süreci sonunda otomatik Allianz acentesiydik artık. Personel tamamen değişti, sistem değişti, ekranlar, uygulamalar, içerik değişti. Yılların deneyimli personelinin işine son verip başka sigorta şirketlerinden, sektörde 3-5 yıl tecrübesi olanlar bölgeye yerleştirildi. Acente temsilcisi denilen insanlar sigortacılığa, sisteme, şirketlerine ve bizlere öyle yabancıydılar ki işler kitlendi. Tek acente olanlar inanılmaz sıkıntılar yaşadılar bu dönemde, benim gibi çoklu acenteler üretimi azalttı, yapılan her işte hata, bir ton takip gerekiyordu. Diğer şirkette beş dakikada hallettiğin iş için formlar, genel müdürlük onayı, evrak asıllarının gönderilmeden poliçe kesilemeyeceği, kaybolan evraklar, muhatap bulamamalar… Gerginleşen insanlar ve ilişkiler… Üretim düştü diye uyarı yazıları…
Sonra bir gün ofise gelip ekranımı açmak istediğimde bir yazı: “IP numaranız tanımlı olmadığı için giriş yapamazsınız!”. Hata mı yaptım diye birkaç deneme, karşınızda poliçesini bekleyen müşteri! “Sistemde hata var sanırım” diye müşteriyi gönderme, müşteri temsilcisini arama , “ Biz sizi fesh ettik. ..” cevabı! Şaka gibi değil mi? Ama değil ve inanın o an gülmek değil, şaşkınlık ve öfke sardı her yerimi. “Bana bunu ne zaman bildirmeyi düşünüyordunuz?” dedim. Birkaç güne fesh yazısı gelir dedi! “Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz, yasal olarak elime ulaşmış bir fesih olmadan, önceden ekranımın kapatılacağı bildirilmeden, keyfi bir şekilde ekranımı nasıl kapatırsınız, bu suçtur dedim” ve ekranımın hemen açılmasını talep ettim. Bölge müdürüne yazı yazdım. Beni anladığını, durumu ilgili birime ileteceğini söylediği bir yazı yazdı bana. İlgili birim ilgilendi gerçekten, Sistemde görünen “IP tanımlı değil yazısını kaldırdı ve muhtemelen şifremi değiştirdi. Ben 3 kere şifremi girdim ve bilin bakalım ne oldu, bloke oldum! Bölge müdürüne yazı yazdım, “Bu davranışınızla yasal yükümlülükten kurtuldunuz, mesleğimiz adına utanç duyuyorum” dedim. Cevap gelmedi…
Evladı gösterilmeyen ebeveyn gibi kaldım
Masamda oturup çaresizliğim-iz-e yandım. Ne yapabilirim, nereye başvurabilirim, haklarım gaspediliyor, benim oluşturduğum müşteri portföyüme ulaşımım engelleniyor, içeride bekleyen tekliflerim, poliçelerim, müşteri iletişim bilgilerim, tahsilatlarım benden adeta kaçırılıyor. Boşanıp da evladı gösterilmeyen ebeveyn gibi kalıyorum ortada. Mahkeme kararı mı lazım bilgilerime erişim için? SAİK’i arıyorum, TÜSAF’ı arıyorum yahu bizi koruyan bir şey yok mu diye! “Ayıp etmişler ama mevcut yönetmelik her iki tarafa tek taraflı fesih hakkı veriyor, yapılacak bir şey yok” deniyor. Tavsiyelerde bulunuluyor. Hazine’ye şikâyet edeyim ama bir şey çıkar mı bilemiyorum… Derdim fesh olmak değil, derdim etik kuralların olduğu bir sektörde çalışmak. Niye beni kapatıyorsunuz demiyorum ki, beni nasıl bu kadar çirkin bir üslupla kapı önüne koyuyorsunuz diyorum. “İçerideki benim portföyüm” diyorum! Kime diyorum! Şimdi sen bana az üretim yapan küçük, değersiz acente muamelesi yapıyorsun ya onu diyorum işte. Sen önce acente memnuniyetini ölç, çalıştırdığın personelin yeterliliğini ölç, hizmet kaliteni ölç. Bir tek poliçem bile olsa içeride ben senin acentenim. Sözleşme var aramızda, etik kurallar var yahu her şeyden önce!
Acente için zaman mücadele zamanıdır!
İnanın ne olacağını bilmiyorum ama aklıma gelen her şeyi deneyeceğimi biliyorum. Bundan sonra meslek adına bütün çabam daha saygın bir ortamda iş yapabilmek için mücadele vermek olacak. Artık acentenin istenildiğine kafasına basıp elinden portföyünün alınamayacağı, haklarının korunacağı, daha şeffaf ve dürüst sözleşmelerin içinde olma zamanı. Fesih şartlarının düzenlenmesi, ekran kapatılması için süre verilmesi, ya da üretime kapalı ama mevcut portföyü vade bitimine kadar takibe açık bir sistem oluşturulması gerekiyor. Fesihte şirketin müşteriye mektup göndermesi sona ermelidir, suiistimal ya da itibar zedeleyici bir unsur yoksa! Fesih kriterleri gözden geçirilmeli, üretim yetersizliği bir sebep değil, bir acente faaliyetini sürdürüyorsa poliçe kesmek istememesi söz konusu olamaz. Şirketin fiyat politikası, komisyonları, risk seçimi satışı etkiler. Sadece acentenin satış kabiliyeti değildir olay yani. Acente için zaman mücadele zamanıdır!





