Sana teyze mi dediler? Gel...
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
İnsanlar ölümsüz olmadıklarını anladıklarında, erteledikleri gelecek planlarının, plansız geldiği dehşetine düşüp sigortacısına bireysel emeklilik yaptırıyor.
Ofiste çalışıyorum, daha doğrusu çalışamıyorum. Çünkü nereden başlayacağımı bilemediğim bir pazarlama stratejisine gebeyim. “Bir şey yapmalı bir şey...” modundayım anlayacağınız...
Hava kapalı, yağmurlu, az biraz rüzgârlı derken kapım hızla açılıyor. Rüzgârdan mı açıldı bu kapı diye kafamı kaldırıyorum, can arkadaşım ıpıslak atıyor kendini içeriye. Ayağa kalkıyorum gülümseyerek, sarılıyor, “Bana teyze, teyze dediler” diyen bir hıçkırıkla.
bir hıçkırıkla. Gülüyorum, oturuyorum. Devam ediyor, “Bana şu emeklilik planını bir kere daha anlatsan, vazgeçtim anlatma zaman geçiyor, nereyi imzalıyorum söyle!”
Ne? Nasıl? Aaaaa!
Ama sen benim 15 yıllık arkadaşım, ben senin 10 yıldır emeklilik sözleşmesi yapalım diyen sigortacın… Ne oldu, ben ikna edemedim kim etti?
Ama bana teyze dediler!
-Aaa! Ne iyi etmişler.
-Pardon!
- Aaa! Ne ayıp etmişler.
“Biliyor musun zaman ne kadar çabuk geçiyor bugün anladım” diyor. Ben bıyık altından gülüp sözleşmeyi dolduruyorum. Büyük keşifteyim, daha doğrusu Anadolu Hayat Emeklilik büyük keşifte. İnsanları satın almaya iten koşullardan en müthişini yakalamışlar.
Sigortacı açısından en zor satış
Eskiyen Organizma stratejisi. İnsanlar ölümsüz olmadıklarını anladıkları anda, erteledikleri gelecek planlarının, plansız geldiği dehşetine düşüp bir şeyler yapmaya başlıyor. Yüzüne botoks, cebine detoks, sigortacısına bireysel emeklilik yaptırıyor.
Sigortacı açısından en zor satış, bu kadar uzun vadeli bir ürünün satışıdır. Müşteri satın alırken kısa sürede karşılığını görme beklentisindedir. Gelecek çok sonra gelir. O gelene kadar bakkal gelir, ev sahibi gelir, çocuğun okul taksiti gelir. Gelir de gelir…. İşte bu sebeple bize yapacak tek şey kalır, geleceği müşterinin önüne getirmek! Özetle kaygı yaratıp, çözümü sunmak. Şimdi bir sigortacı olarak, yazımın başında bahsettiğim pazarlama stratejimi doğuruyorum!
Mahallenin çocuklarıyla anlaşılacak, lastikçinin, köşe başından yola cam kırığı atıp, patlak lastikler için ellerini ovuşturarak beklemesi taktiği uygulanacak. Nasıl? Çocuklar ofisin önünde oynayacak ve gelen geçene Amca, teyze… diyecek.
Aaa öyle bakmayın kötü bir şey yok. Hem dondurma kazanacaklar gün sonunda. E bize demiyorlar mı BES satışı için ekip kurun, hep sahada olun… İşte yaptığım bu, futbol sahası ve mahalle çocukları ekibi…
Olmadı mı?
Hay Allah,
Niye olmasın ki!





