Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında Elimden Bin Türlü Saz Geldi, Geçti
MUSTAFA AYDINÇELEBİ
CANLI ARŞİV
İtibar erozyonu-güven bunalımı
Dijital ortamda yayımlanan; sektörümüzün yayın organı Sigorta Medya Haber'in 01.02.2017 tarihli sayısındaki, sektörümüz adına beni dehşete düşüren bir haberin başlığı: Sigorta sektöründe itibar erozyonu yaşanıyor
Peşinden, bir ara başlık: Güvensizlik tüketicinin tercih yapmasını zorlaştırıyor
Haydaaa! Sektöre itibar kazandırmak için on yıllarca verilen mücadele yerle yeksan olmuş. Gerçi; perşembenin gelişi çarşambadan belliydi de yine de dehşet verici.
Acenteliğe başladığım yıllarda da sektör, güven bunalımı yaşıyordu. Güven bunalımının tabii bir sonucu olarak; Türk sigorta sektörünün toplam portföyü, gülünç rakamlarla ifade ediliyordu.
O zamanki bunalımın nedeni; şirketlerin hasar politikasındaki yanlışlardı. Hasar oldu mu, öküz altında buzağı ararlardı. Önce hasarı reddetmenin yolları aranır, olmazsa hasarı az ödemenin çareleri aranırdı. Tutarlı bir gerekçe olmasa da vatandaşa taş söktürmek için ellerindeki en etkili kartı kullanırlardı. Mahkemeye git kardeşim kazanırsan öderiz…
İyi has da mahkeme kaç yılda karar verecek? Temyiz kaç yılda karar verecek?
Üç haneli enflasyonun kemirdiği; hasar tarihindeki yüz lira; mahkeme sürecinin sonunda kaç kuruş seviyesine düşecek?
Ölümlerden ölüm beğen…
Yani vatandaşa; "ölümlerden ölüm beğen" deniyor. Teklife peki dese işletmesini yangın öncesi durumuna getiremiyor.
Mahkemeye gitmek daha da beter. Geç kalan adalet, kendisini daha kötü duruma düşürecek.
Çaresiz… Verileni kabul etmek ehven-işer (kötüler arasında az kötü olan) deyip teklifi kabul eder. Bu gaddarlığa muhatap olan iş adamı hesabını yapar. “Ben bunca yıldır sigortaya ne verdim? Ödenen para nedir?
Sonuç: Bu iş düzgün değil. Aldığım abdest ürküttüğüm kurbağayı değmedi; boşa para ödemişiz. Bir daha tövbe!...” der.
Onun başına gelen de etrafa kötü emsal olur; potansiyel sigortalılarda bu işe yanaşmaz. Gelen sigortacıyı kapıdan kovardı. Gerek acente toplantılarında, gerekse ikili görüşmelerde; bu tür davranışın sektörü ne kadar kötü durumlara düşürdüğünü anlata anlata nispi tavır değişikliklerini sağlayabildiysek de zaman zaman yöneticilerin değişmesiyle eski alışkanlıkların depreştiğini de gördük
Olması icap edenin, iknadan ziyade bunu kurala bağlamak, bu kuralı işletecek mekanizma oluşturmak ve de ihtilaf halinde, ihtilafı en seri şekilde çözecek bir mekanizma oluşturmak gerekiyordu.
5684 sayılı kanun
5684 sayılı kanun tasarısının hazırlık safhasında bu tecrübelerin ışığında; gerek bürokraside yürütülen mutfak çalışmalarında, gerekse Parlamento’da komisyon çalışmalarında, yaşanan sıkıntıları örnekleriyle anlatarak tüketici haklarını koruyacak kurum ve kurallarla iyi niyet kuralına aykırı davranan eksper ve şirketlerle ilgili müeyyidelerin kanunda yer alması sağlanmış, bu sayede de günümüzde, hasar ihtilafı asgari seviyeler düşmüştür. Yani atılan taş hedefine ulaşmıştır.
Günümüzdeki itibar erozyonu ise o zaman sektör gündeminde olmayan başka bir zayıf noktadan patlak vermiştir.
Bugünkü itibar erozyonunun nedeni: Serbest tarife sistemi…
Zanlar
1-Sigorta şirketlerinin, pazarlık etmesini bilmeyen bürokratlar tarafından yönetildiğini gözardı edip, şirketlerin zaafiyete düşmesine meydan vermeyecek şekilde; oyunun kurallarını belirlemeden serbest tarifeye geçen devlet bürokrasisi
2-Serbest tarife sistemini açık eksiltme ihalesi şeklinde uygulayan sigorta şirketi yöneticileri
Mağdurlar
1-Yasayla sigorta poliçesi almak zorunda bırakılan tüketiciler (trafik sigortası yaptıranlar).
2-Acenteler
Kanun çalışmaları sırasında, serbest tarife diye bir sorun yoktu. Tarife devlet tarafından belirlenir; her şirket de bu tarifeyi uygulardı. Şirketlerin tamamı aynı riske aynı fiyatı uygulardı. Serbest tarife; kanun yürürlüğe girdikten sonra uygulamaya kondu. Daha önce serbest tarife uygulanıyor olsaydı, onun da kuralları belirlenebilirdi.
Ama iş işten geçmiş değil. İstenirse bunun da çaresi bulunur.
Çare
Tükendi nakdi ömrüm dilde bir sermaye ah kaldı, Nevasi aridir ne dilden ne yarada nigah kaldı.
Derun-u derdimi lokmana arz ettim, dedi eyvah; Bu derdin define çare, heman ancak İlah kaldı (Adıyaman'lı Rifar efendi).
Bizim Lokman'ımız da devlet baba!..
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler
(İbrahim Hakkı Erzurumı Hz.)





