Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında Elimden Bin Türlü Saz Geldi, Geçti
MUSTAFA AYDINÇELEBİ
Canlı Arşiv
Kuralları ve kurumları olmayan bir sektör olduğumuz 2007 öncesi dönemde; herkes kendi kuralına göre oynuyordu. Bu kargaşa ortamı nedeniyle; sektör oyuncuları da sektörün velinimeti olan sigortalılar da mutlu değildi.
Bizi bu hallere koyan nedenlere gelince:
1- 7397 sayılı kanun, günümüzün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak oluşu.
2- Sektör; sigortacılık ve ticaretle ilgili eğitim ve deneyimi olmayan bürokratlar tarafından yönetilmesi.
3-Sektörle ilgili kurumun, sadece şirketler için kurulmuş olması ve kuralları da keza, sadece şirketler için belirlenmiş olması.
4-Acente ve eksperlerle ilgili yasayla kurulan kurum ve belirlenmiş kuralların olmaması.
5-Acente ve eksperlerin haklarını belirleyen ve koruyan ciddi bir düzenlemenin olmayışı.
6-Sigortalıların haklarını koruyacak ciddi düzenlemelerin olmayışı.
Bunundan ötürü;
1-Acenteler, eksperler ve sigortalılar; sigorta şirketlerinin insafına terk edilmiş bireyler konumundaydı.
2-Bazı şirketlerin sigortalıları ve acenteleri, hasar konusunda büyük sıkıntı çekerdi. Bu tür şirketler; mahkemelerin yıllarca sürmesine güvenerek rahatlıkla hasarı reddeder veya en azından olduğundan düşük öderlerdi. Sigortalı, hasar mağduru olurken, bunun ceremesini, portföy kaybı ve daha da kötüsü, hasar ödemeyen şirketin acentesi sıfatını kazanmak suretiyle acente çekerdi.
5684 sayılı kanunla, acente, eksperler ve sigortalılarla ilgili kurumlar kuruldu, kurallar belirlendi. Ama şu ana kadarki yaşadıklarımıza bakılırsa; bu oluşum sadece sigortalıları rahatlattı. Hasar problemleri minimize oldu. Acente ve eksperlere ise şimdiye kadar olumlu bir yansıması görülmedi.
Haksız ve insafsız muamele
Gerçi, acente ve eksperlerle ilgili kurumlar kurulup kurallarda kondu. Ancak bu kuralları işletecek mekanizmalar geliştirilemedi. Öte yandan; kanundaki; Tahkim maddesine, acente ve eksperlerin şirketlerle çıkacak ihtilaflarını da çözecek şekilde hükümler ilave edilmesi atlanmış olduğundan sıkıntılar sona ermedi. Haksız ve insafsız muameleye maruz kalmağa devam…
Örnekler:
1-Serbest tarife rejimi geldi; tüccar vasfı olmayan şirket yöneticileri açık eksiltme yarışına girdi. Bu gidişatın tabii sonucu olarak şirketler zarar etmeye başladı.
Sonuç:Aşırı fiyat kırıp zararına poliçe kestiren, hasarı tespit ettirip ödemeye karar veren yönetici; Ama suçlu acente!..
2-Şirket yöneticisi, acentenin yıllarca teminat verip şirkete para kazandırdığı bir yere teminat vermeyi keser. Veya;
3-Şirket yöneticisi sigortalanacak riske, rakip şirketlerin çok üstünde fiyat uygulayınca iş kaçar. Ya da
4-Şirket yöneticisi komisyon düşürür. Acente işi başka şirkete vermek zorunda kalır.
Sonuç: Acente, yeterli üretim yapmamakla suçlanır.
Hülasa; acentenin maruz kaldığı haksızlıkları gidereceğini umduğumuz 5684 sayılı kanun; aksine hayatımızı karartmıştır.
Nedenlerine gelince.
a)Şirket yöneticilerinin, tüccar vasfından mahrum olduğunu hesaba katmadan serbest tarifeye geçilmekle, sektörün zarar etmesinin yolu açılmıştır.
b)-Rakip şirket fiyatını getirin, mutlaka onun altında fiyat veririz. Bunun sıfıra kadar yolu vardiyerek şirketleri zarara sokan yöneticilere hiçbir yaptırım uygulanmamıştır.
c)Şirket yöneticileri, fiyatları makul düzeye çıkarmak yerine; zararını minimize etmek için; bu konuda hiçbir günahı olmayan; primlerin aşırı düşmesi nedeniyle zaten aşırı komisyon kaybına uğramış acentelerin komisyon yüzdelerini de düşürmek, hatta bazı branşlarda sıfırlama yoluna gitmiştir.
d)Tek taraflı alınan kararlara karşı gıkı çıkan oldu mu?
Diyeceksiniz ki SAİK nerede?
TÜSAF nerede? Ben de derim ki “Bu kurumlar boykot ilan etse kaç kişi katılır?” Acente toplumu başıbozuksa SAİK ne yapabilir?
TÜSAF ne yapabilir?
Çare:1-Dokuz senelik uygulama döneminde; bazı rötuşlar yapılmış olmasına rağmen 5684 sayılı yasada, hala bazı ilave ve revizelere ihtiyaç var.
2-En mükemmel kanunda yapılsa; kanunu hayata geçirecek ve uygulamayı denetleyecek sistemler kurulup işletilemezse hiçbir işe yaramaz.
3-Batılı bir düşünür; “baş olmayan yerde herkes baştır. Herkesin baş olduğu yerde de herkes köledir” demiş.
Hepimiz köleleştik
Aileden devlete kadar her toplumda; bir baş (yöneten) vardır. Bir de toplumun kalanı sayısınca yönetilenler gurubu vardır.
-Toplumun huzur ve refahı; yönetilenlerin yönetenlere itaati nispetindedir.
-Acente toplumunda; herkes baş olmaya kalktığından, hepimiz köleleştik.
-Yönetenlere problem çıkarmak yerine yardımcı olmaya; itaat etmeye ve birlikte hareket etme alışkanlığı kazanmaya mecburuz.
-Bunu beceremediğimiz takdirde; değil kanun, Lokman hekim gelse bu derdin çaresi yok!..
-Adıyamanlı divan şairi Rifat Efendi, bu durumumuzu görmüş gibi.
Hazret şöyle buyurmuş:
Derun-u derdimi lokmana gösterdim dedi eyvah,
Bu derdin dermanı yok çare ancak bir ilah kaldı.
Akıllı olmalıyız…





