Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında Elimden Bin Türlü Saz Geldi, Geçti (12)
MUSTAFA AYDINÇELEBİ
Canlı Arşiv
Eski dosyaları karıştırırken, bir panel sunumum karşıma çıktı. Okuyunca gayri ihtiyari, dudaklarım arasından, eski bir masal tekerlemesi dökülüverdi:
-Az gittik uz gittik, altı ay bir güz gittik. Bir de dönüp baktık ki; bir arpa boyu yol gitmişiz!.. Bakalım siz ne diyeceksiniz? On dört yılda ne değişmiş?
Bursa Paneli
Panel Konusu: Sigorta Sektöründe Pazar Daralması
Sayın,
Türk sigorta sektöründe şirket ve acente sayısındaki artışa rağmen, reel anlamda pazarın daraldığı hususunda sanırım herkes hemfikir. Aksini düşünenlerin de en azından pazarın yeterli ölçüde büyümediğini kabul edeceğini sanıyorum. Hal böyle olunca küçülme, ya da yeteri kadar büyüyememe sebeplerini tespit edip, yapılan tespitlere göre çözüm üretmek durumundayız. Benim tespitlerime göre sektörü bu konuda olumsuz etkileyen başlıca sebepleri şu şekilde sıralamak mümkün:
1- Hasarla ilgili olumsuzluklar
2- Sektördeki bazı şirketlerin güçsüzlüğü ve devletin müdahalede gecikmesi
3- Poliçe etrafındaki tarafların birbirine karşı güven eksikliği
4- Eğitim eksikliği
5- Şirket ve acente bazındaki organizasyon bozuklukları
6- Mevcut mevzuata uyulmaması ve mevzuat boşluklarından kaynaklanan olumsuzluklar
7- Serbest tarifenin açık eksiltme şeklinde uygulanması
8- Haksız rekabetten kaynaklanan olumsuzluklar
Panel programı içerisinde sıraladığım faktörler ve benzerleri gerek panelistler gerekse katılımcılar tarafından burada masaya yatırılacaktır. Bense bana verilen haksız rekabet konusuyla ilgili duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Rekabet, gerek ekonomi literatüründe gerekse genel anlamda üstünlük yarışı olarak tarif edilir. Bu yarış, liberal ekonomilerin olmazsa olmazlarındandır. Ancak meşru olmak kaydıyla... Rekabetin meşru olabilmesi içinse ön şart yarışçıları, eşit zeminde, eşit vasıtalarla, eşit şartlarda yarıştırmaktır. Koşucunun birini düzgün yarış pistinde, koşu ayakkabısıyla; diğerini yalınayak taşlı tarlada koşturursanız buna meşru rekabet diyemeyiz. Bu bir gayri meşru rekabet, yani haksız rekabet olur.
Liberal ekonomilerde rekabet
Liberal ekonomilerde meşru rekabetin önündeki engeller kaldırılmış, haksız rekabetin ise önüne engeller konmuştur. Bu cümleden olarak yasal düzenlemelerle kurallar ve müeyyideler getirilmiş; bu kuralları işletecek, müeyyideleri uygulayacak kurumlar kurulmuştur. Bu kurumların kuralları işletmesi, gerektiğinde müeyyideleri uygulaması sayesinde, işler tıkır tıkır yürümektedir. Bunun sonucunda da hem tüketici hem de mal ve hizmet üreten ve arz edenler korunmaktadır. Bu koruma sayesinde de tüketici, uygun malı uygun fiyat ve şartlarda alabilmekte; mal ve hizmet üreten ve arz edenler ise birbirini yemeden hayatiyetini sürdürebileceği bir ortama kavuşmaktadır. Bu olumlu iklim sayesinde de belli bir mal ve hizmet piyasasına yeni gireceklerin önünün açık tutulması gibi ayrı bir güzellikte kazanılmaktadır. Görülüyor ki meşru rekabetin işlemesi, gayrimeşru rekabetin engellenmesi herkesin işine yarıyor. Diğer bir deyişle bu operasyonlarla vahşi kapitalizm ehlileştirilmekte alana da satana da faydalı bir uygulama haline gelmektedir. Uzun zamandan beri liberal ekonomiden yana olduğumuzu ifade eder dururduk. Ancak liberalizmin yaşama iklimini oluşturamadığımız için liberalizmden yana olduğumuz iddiası, kuru ve asılsız bir iddiadan ibaretti. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmamış, dolayısıyla kurallarla müeyyideler konulmamış. Kuralları işletip, gerektiğinde müeyyideleri uygulayacak kurumlar kurulmamış. Ama biz liberalizmden yanaymışız... Laf ola beri gele...
İhtimaldir ki Avrupa Birliği’nin bastırması sayesinde; 07.12.1994’te 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u ve 23.02.1995’te 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu çıkardık. Rekabet Kurulu’nu da kurduk. Ve biz de artık gerçekten liberal olduk mu? Hayır efendim. Biz hala liberal olamadık. Kanunlar, Türk milleti adına parlamentodan, insanların hayatı kolaylaşsın diye çıkarılan kurallar manzumesidir. Bu kuralları işletmek üzere kurulan kurumlar, kuralların işlemesini sağlayamazsa yani, insanların hayatını kolaylaştırmazsa, kanuna rağmen, herkes bildiğini okursa Türk insanına ne faydası var? Bu halimizle nasıl liberal sayılabiliriz? Anayasa’da yazıyor: -Anayasa Madde 167: Devlet piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
Uygulamaya bakıyoruz; Deprem sigortası fiyatı sabit, terör sigortası fiyatı sabit. Niye böyle?
El cevap: -Hedeflediğimiz pirimi acentekomisyonu düşük olan bu branşlardan alalım. Rekabeti, acente komisyonu yüksek olan yangın branşında yapalım. Nasıl olsa acenteler anlamaz, anlasa da sesini çıkaramaz
-Ya Anayasa.
-Karıştırma .
Kanunda yazıyor:
-Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun
Madde: 4- Uyumlu eylem yasaktır.
Madde: 4/f- bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması yasaktır.
Uygulamaya bakıyoruz;
-Yukarıda belirttiğim gibi fiyat üzerinde uyumlu davranış var.
-Bankalar, “Sigortanı bana yaptırırsan kredi veririm” diyebiliyor. Ya da “Sigortanı bana yaptırırsan faizi düşürürüm” diyebiliyor;
“Havalelerinden komisyon almam” diyebiliyor.
-Oto servisleri, “Sigortanı bana yaptırırsan, şu şu hizmetleri parasız yaparım” diyebiliyor.
-Kanun var…
-Orasını karıştırma...
-Ankara'da Rekabet Kurulu var...
-Ankara'da Rekabet Kurulu var mı ki?
Evet ben de soruyorum: Bilenler lütfen söylesin...
-Ankara’da Rekabet Kurulu var mı?
Ankara'da Rekabet Kurulu var mı?
22.02.2001 günü Gaziantep Ticaret Odası’nda yapılan, Rekabet Kurulu’nun tanıtım panelinde bir konuşmacı, Trabzonlu bir bayiinin ana firmayı, haksız talepten dolayı Ankara'da Rekabet Kurulu var şeklinde tehdit ettiğini; bir anekdot olarak övünçle nakletmişti. Bense bu kurumun bir behresini göremediğimden; “Ankara'da Rekabet Kurulu var mı?” sorusunu sormak durumundayım. Diyebilirsiniz ki hangi bilgiyi, belgeleriyle ilettin de ilgilenilmedi. Evet. Gaziantep Ticaret Odası olarak bu tür olumsuzlukları, Rekabet Kurulu’na, genel olarak bildirdiğimizde de, benzer bir cevap aldık. Ama, bir süre sonra bir bankanın yaptığı haksızlıkları belgeleriyle sunmamıza rağmen, Rekabet Kurulu'nun yine topu taca attığını gördük. Hal böyle olunca, “Ankara' da Rekabet kurulu var mı” sorusunu sorma hakkım olmaz mı? Bir yanda kuralları uygulamamayı kural haline getiren bir kesim, diğer yanda, görevi kuralları uygulatmak olduğu halde, topu taca atan bir kurum… İşte böyle bir ortamda çalışıyoruz...
Piyasa daralmasıyla ne alakası var!
Denebilir ki: İyi has da bu anlatılanların piyasa daralmasıyla ne alakası var? Onu da arz edeyim.
1-Şirketler acente kesesinden indirim yapa yapa son on yılda ortalama acente komisyonu, takribi 10 puan geriledi. Hem de bu arada kasko komisyonu 5 puan arttığı halde. Demek ki bu olmasaydı 15 puan gerileyecekti. Bir insanın tek başına yapabileceği portföy mahduttur. İşin çoğalması ve daha da önemlisi işin sağlıklı yürümesi, ekip ve ekipmanla mümkündür. Bunun da acenteye belli bir maliyeti var. Acentenin geliri bu maliyeti kurtaracak ölçüde olmazsa kurumlaşamaz. Kurumlaşmayınca da büyüyemez. Mevcut ve mahdut bir portföyde sıkışır kalır. Yeni iş peşinde koşamaz. Hele hele sigortayla tanışmayan insanlara hiç ulaşamaz. Bir yandan, müşteri sayısı ve ürün çeşitliliği bakımından sektöre yeni katkılar olmazken, öte yandan da açık eksiltme uygulamamız sayesinde küçülen bir piyasa...
2-Mesleği sigortacılık olmadığı halde acentelik yapanlar, vatandaşa; baskı ve emrivaki ya da başka bir avantaj vadiyle poliçe satıyor. Vatandaş da hasar vukuunda bu tür poliçelerden yeterli hizmet alamayacağını bildiğinden gönülsüz olarak kabul etmek zorunda kalıyor. Nitekim de hasar anında, korktuğu başına geliyor, yeterli hizmet alamıyor. Netice itibariyle de vatandaşta sektöre karşı güven bunalımı başlıyor. Güvenmeyen bir insan da mecbur kalmadıkça poliçe satın almaz. İşte size piyasa daralması...
Son söz:
Bazı platformlarda da ifade edildiği gibi sigorta şirketleriyle sigorta acentelerinin, hasım değil hısım olduğuna yürekten inanıyoruz. Ancak bu hısımlık ilişkisinin, akrep etmez akrabanın akrabaya ettiğini anlatılan bir hısımlık ilişkisi olmamasını istemiyoruz. Tasada ve sevinçte ortak, yekdiğerinin hukukuna riayet eden bir hısımlık ilişkisi olmasını istiyoruz. Aramızdaki güven bunalımına son verelim ki vatandaş da bize güvensin. Sevinçlerimizi ve tasalarımızı paylaşacağımız; birbirimizin hukukuna riayet edip güven bunalımına son vererek sektörün ve bu sektörden ekmek yiyenlerin ufkunu açarak geleceğe güvenle bakılmasını sağlayacağımız günlerin özlemiyle hepinize saygılar sunuyorum. Allah'a emanet olun.





