Öngörü
M. JALE BAYAV
TÜSAF Yönetim Kurulu Üyesi
Geleceği görebilmek için yaratıcı fikirlere sahip olma özelliğiniz de olmalı. Hep aynı standartlarda yaşayıp alışkanlıklarınızdan kolay kolay vazgeçemezsiniz.
Hepimizin dinlediği, duyduğu, bildiği hikayelerdir. İstanbul un eskileri zamanında (öngöremedikleri için) birçok fırsatları kaçırdıklarını anlatırlar. Ataşehir, Kozyatağı gibi yerler, çok değil 20 sene önce bile dağbaşı kabul ediliyormuş. Ümraniye, Sultanbeyli, Kurtköy adı üstünde kurtların indiği yerlermiş. Şimdi ise her bir m2 altın değerinde. Tabii bu durum kimlere yaradı? Medeniyetten uzak yaşamaya razı, koyunum keçim otlasın, biraz da ekip biçip satarım umuduyla kurtlardan korkmayan ama yaşamı kolaylaştırmaya çalışan Anadolu insanımın cahil cesaretine tabii ki.
Gizli zenginlerimiz
Öngörü bunun neresinde?
Onlar öngörüsüzlerin sayesinde şansa sahip olmuşlar. Şimdi birçok gizli zenginlerimiz var.
Tarihte de bunun örnekleri çok. Cep telefonu, televizyon, sesli sinema, bilgisayar, araba… Saymakla bitmez.
Geleceği görebilmek için yaratıcı fikirlere sahip olma özelliğiniz de olmalı. Hep aynı standartlarda yaşayıp alışkanlıklarınızdan kolay kolay vazgeçemezseniz. Hiçbir yenilik sizin için bir anlam ifade etmeyecektir. Hep “Ne gerek var ki” gibi sıradan cümleler kullanıp yeniliklere kendinizi kapatmış olursunuz. Aslında yeni ve yenilik bence hayata yeni başlayan taze ve yıpranmamış beyinlerde çok daha fazladır. Yeter ki onların önünü açalım ve fırsat verelim.
İşte tam da sorun burada saklı. Biz değil önünü açmak, kapatmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz.
Eğitim vermiyoruz (eğitimli ve vizyonlu ailelerin çocukları istisna). Sanatı önemsemiyoruz ( aratıcılık sanatta gizlidir).
Şans vermiyoruz. Dinlemiyor ve çoğu zaman duymuyoruz.
Ne olacak bu halimiz?
Televizyon gibi büyük bir çoğunluğun izlediği o sihirli kutuda bol kavga, öldürme sahneleri içeren diziler, makyaj güzelleri ve evlenme hayalleri, sevgisizlik, nefret v.s. olması tam bir fiyasko.
Klasik soru şu, Ne olacak bu halimiz?
Konfüçyüs ne demiş?
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
Bu mesleğe başladığımda (ki 27 yıl…) her şey o günün şartlarına ve teknolojisine göreydi. Elle poliçe kesilir ve tahsilat için bir elemen mutlaka bulundururdunuz. Sonra hızla bilgisayar teknolojisine geçişler başladı. Eskiler bu teknolojiye geçmekte zorlandıkları için de her şeyi elemanlarına teslim ettiler. Hala bilgisayar ve cep telefonuna uyum sağlayamamış meslektaşlarımız var ve karar verici birçok makamlarda da görevleri devam ediyor. Etsin tabii.
Yeter ki fırsat verelim
Tecrübe, birikim ve yaşanmışlıkla olur ama daha arka planda kalıp izlemek, gözlemek ve istenirse deneyimlerden yararlanılmasına izin vermek en iyisi değil midir?
Taze beyinler hem enerjik, hem heyecanlı, hem de cesur olurlar. Yeter ki fırsat verelim.
Hala eskilerle yaşamaya devam edersek sistemin değişmediğini ve değişmeyeceğini düşünme saflığı içinde olursak, daha çok kurtlara yem oluruz. Çünkü artık kurtlar dağlarda değil çoktan şehrin göbeğine kadar geldiler. Savaşma gücü ve taktiklerinin değişmesi ve yeni yöntemlerin bulunması gerekir. Bu da yenilerle olabilir. Taze kan, taze beyin şart.
O halde yapılması gereken çok basit. Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
Yolumuz şansımız açık olsun.





