Anlatabiliyor muyum?
M.Jale BAYAV
Tüsaf Yönetim Kurulu Üyesi
Lider olmak hep en iyiyi, en doğruyu bilmek anlamına gelmez. Sana inanan, güvenen destek olmak isteyenleri de dinlemek ve anlamaktır önemli olan.
Mevlana der ki: “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır…” Peki buradan ne anlam çıkaralım?
Karşımdaki mi bilgisiz, ben mi doğru anlatamıyorum!
Genelde hep karşımızdakini suçlayan ve “Beni anlamıyorsun” deme alışkanlığımız var. Konuşurken de “Anlatabiliyor muyum” yerine “Anlıyor musun” sorgulamasını yaparız, bilerek ya da bilmeyerek...
Oysa herkesin kendine göre bir aklı, bilgisi, birikimi var elbette. Hayır. “En akıllı benim, her şeyi en iyi ben bilirim, ben yaparım ve yaptırırım…” Egosu bunu kabul etmemizi hep zorlaştırır.
“Sen beni anlamıyorsun”la başlayan cümleler en sonunda “Zaten sen ne bilirsin ki? Hiçbir zaman beni anlamadın ki”lerle devam eder gider. Sonuç, sıkı bir tartışma, hatta daha ileriye giden kavga…
İşte iletişim kurma becerisi burada önem kazanır. Sorun sadece anlattıkların ya da anlaşılmakla ilgili değil aslında. Ses tonun, kullandığın kelimeler, söyleyiş şeklin, vücut dilin, kurduğun göz teması hepsi doğru anlaşılmak adına önemlidir.
Her dönem öğrenciyiz aslında
Her şeyi bilmek zorunda da değiliz. Fikrimizi bu şekilde doğru paylaşabilir ve karşımızdakinin de düşüncelerini dinleyerek aynı fikirde olmasak bile mantık süzgecinden geçirip “Evet haklı olabilirsin. Ben bu şekilde hiç düşünmemiştim” deme olgunluğuna erişirsek anlamak ve anlaşmak üzerine ciddi yol almışız demektir.
Hz. Ali “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum” demiş. Hayatımızın her döneminde öğrenciyiz aslında. Kendimizi yenilemedikçe, yeniliklere açık olmadıkça gelişemeyiz. Sevsek de sevmesek de bilsek de bilmesek de öğrendiğimiz her yeni bilgi bizi farklı pencerelerden de bakarak, kendi akıl ve mantık süzgecinden geçirip, en uygun ve doğru pencereden bakmamızı kolaylaştıracaktır. Bu bizim seçimimiz olacaktır.
Artık herkes bilirkişi…
Artık günümüzde herkes kendini bilirkişi olarak görmeye başladı. Aynı fikirde değilseniz de “Ne anlarsın”la suçlanmak kaçınılmaz oldu. Anlıyorum. Hem de çok iyi anlıyorum. Peki, sen beni
anlıyor musun?
Dinlemiyorsun ki anlayasın!
Konuşmama izin ver. Derdimi, fikrimi, düşüncelerimi ve hatta eleştirilerimi dinle. Belki senin için farklı ve çok daha iyi bir pencere açacağım. Şimdiye kadar hiç görmediğin fark etmediğin bir manzarayı görebilirsin. Kim bilir! Lider olmak hep en iyiyi, en doğruyu bilmek anlamına gelmez. Sana inanan, güvenen, destek olmak isteyenleri de dinlemek ve anlamaktır önemli olan. Pes etmeden, korkmadan, özgürce ama en doğru ve anlaşılır bir üslupla konuşalım. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” Çok seslilik renktir, ahenktir, doğru yönetirseniz de muhteşem bir etki yaratır. Yeter ki yöneten iyi yönetsin.
Kim bilir, belki bir gün!





