Pertev Naili Boratav
ÇETİN YAMAN
Kadrajımdan Sanat
Geçtiğimiz yaz kardeşim dediğim can arkadaşlarım Ertuğrul, Hakkı ve Orhan ile Mudurnu'ya turistik seyahat yaptık.
Bizde bu işleri Orhan organize eder. Programı hazırlar ve şu gün gidiyoruz der, kalkar gideriz. Bizim için plansız gelişen o gün Orhan'ın üzerinde aylarca çalıştığı kurguladığı bir organizasyon olur.
Mudurnu'yu gezerken bizim gezdiğimizi anlamış olan bir kadın arkamızdan seslendi:
-Burayı görmeden gitmeyin. Burası dediği yer Pertev Naili Boratav Kültür Evi ya da Mudurnu Kent Müzesi' idi.
Müzeyi gezerken tanıştık Prof. Pertev Naili Boratav ile.
Eski hükümet konağını anlattı bize tarihimize sevdalı rehber.
Prof. Pertev hoca ile başladı söze. Pertev Hoca dünyadaki folklör kültürünü halkların kültürünü araştırmış bir profesör. Dünyada bu konuda üç hocadan birisi. Biz 1948 yılında kovuyoruz, Fransa Sorbon Üniversitesi sahipleniyor.
Aslında Pertev hocanın babası olan Abdurrahman Naili Boratav benim bahsetmek istediğim kişi. Kurtuluş mücadelesi verdiğimiz yıllarda Mudurnu kaymakamıdır babası.
Mudurnu'ya kaymakam
Boratav, 1910'lu yılların başlarında Mudurnu'ya Kaymakam olarak atanır. 1919'da Osmanlı yönetiminin işgalci devletlere boyun eğmesi ve bunun üzerine Anadolu'da milli mücadele döneminin başlamasıyla Kaymakam Naili, bir yol ayrımına girer. İki seçeneği vardır; ailesini de alıp İstanbul'a dönmek ya da görevinden istifa ederek Kuvay-i Milliye hareketine katılmak.
Vatansever Kaymakam, İstanbul’daki mandayı reddedip görevinden ve maaşından vazgeçerek milli mücadele safına seçer. Halkın arasına inerek direnç gösterir.
Onurlu insanlar için hiçbir zaman egoları ile yapışıp kalınan yerler değildir koltuklar. Kaymakam, ne rütbesinin ne de koltuğunun gölgesinde kalmayıp sadece şahsiyet ve onur ışığında hizmet etmiş ülkesine.
Milli mücadele düşmanı olan isyancılar da o dönem, Ankara'ya daha rahat geçebilmek düşüncesiyle Mudurnu'yu kuşatırlar. Mudurnu o dönem Anadolu'ya tek geçiş güzergahıdır.
Mücadele için 25 kişilik bir heyet toplanıyor sadece iki hakim İstanbul’a bağlıyız deyip imza atmıyorlar ama mücadele kabul edilerek başlıyor. Kızlı erkekli, hacılı hocalı top yekün herkesin mücadele verdiği bir yer Mudurnu. Yürekleri özgürlükle atan kişilerin mücadelesi burada başlıyor.
At sırtında yolculuk…
Mudurnu o dönemlerde ipekçiliği ile meşhur ve o zamanın zengin şehri. En az 50 konak varmış şehirde.
Oğlu Pertev karar alındığında İstanbul'da oturuyor ve hemen babasının yanına yola çıkıyor.
Sakarya’ya kadar trenle gelip, sonrasında üç gün boyunca at sırtında yolculuk yaparak Mudurnu'ya ulaşıyor. Tabi o dönemler her taraf çetelerle çevrili olduğundan zor bir yolculuk oluyor bunu da belirtmek lazım.
Mudurnu’da başlatılan mücadele sonuç veriyor ve bu hat boyunca düşmanın Anadolu'ya geçmesi engelleniyor. Kenetlenen halk direnç gösteriyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 24 Ekim 1920 tarihli notta şu ifadeler yer alıyor: Sayın Mudurnulular!
Kurtuluş Savaşı'nın en zor günlerinde Kuvay-i Milliye'ye verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz kahramanlığa teşekkür ederim.
İşbirlikçiler daha çok göze batıyor
Yıl 2017!
Geçenlerde Pertev hocanın oğlu Korkut Boratav şöyle diyor: 1948’de babamı, 1980’de beni, bugün de asistanımı üniversiteden attılar.
Her dönem biraz daha gaddarlaşıyor. Bir çok arkadaşımın emeklilik haklarıyla ilgili sorunları var, bu insanlar yurt dışına gidemiyorlar. Pasaportları ellerinden alınıyor. Daha kötü olan ise faal işbirlikçiler. Faal işbirlikçiler daha çok göze batıyor. Akademik çevrelerin faal işbirlik yapan unsurları biraz daha yüz kızartıcı bu dönemde…”
Şair Nazım Hikmet’in 28 Temmuz 1962’de dizeleri bizleri her daim diri tutmaya devam edecek ve ben de yazımı büyük ustanın şiiri ile bitirmek istiyorum.
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan,
polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan,
Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan,
kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.





