Yaşamak Sen Ne Güzelsin Her Şeye Rağmen
ÇETİN YAMAN
Kadrajımdan Sanat
Hayatla barışıp, ona dokunabilmemiz için önce içimizdeki 'ben' ile barışmamız gerek. Kendinizi, kendinize her halinizle teslim edin.
Vaktiyle köyün birinde, kendi derdini çevresindeki herkesin derdinden daha büyük sanan bir adam yaşarmış. Her gece uyumadan evvel şöyle dua edermiş: 'Tanrı'm, neden benim derdim, diğer insanlarınkinden daha büyük... Bu derdi benden al ve başka bir dert ver. Çevremde gördüklerimin hepsini yaşamaya razıyım, yeter ki al bunu benden ve bedenimden. '
Her gece aynı dua ve hep aynı serzenişler de bulunuyormuş
Tanrı'ya. Günlerce sürüp gitmiş...
Nihayet dualarında, dilinden düşürmediği dileğini yaşayacağı gün gelmiş çatmış. Bütün köy halkı bir aradaymış. Tanrı; herkesin derdini bir kağıda yazıp kapalı bir kutuya koymalarını istemiş. Ve sonra da rastgele bir kutuyu alıp, kendi dertlerini kendilerinin belirlemelerini istemiş. Kutular açılıp, herkes kendi derdi ile yüzleşince ortalık yangın yerine dönmüş. 'Tanrı'm, bu yük bana çok ağır. Dayanamıyorum, lütfen kurtar beni bu dertten.'
Daha ne yakarışlar...
Tabi bizim isyankarda da aynı naralar gene. Bu defa da kendi seçtiği dertten yakınmaya başlamış.
Ama bu yakınış öncekiler gibi değilmiş, fark ettiği bir şey varmış: Aslında herkesin derdi kaldırabileceği kadarmış. Çevresindeki diğer insanların derdinden daha büyük, daha dayanılmaz değilmiş.
Başlamış gene duaya: 'Tanrı'm, lütfen eski derdimi bana geri ver. İsyan değil, şükürler sunacağım sana. Başıma gelen kötü olayları, dünyanın sonu olarak nitelendirmeyeceğim. Yaşadığım, yaşam ile barışık olacağım.
' Sabahın ilk ışıkları ile birlikte günü karşılamak için uyandığında derin bir nefes alır bizim sitemkar. Bütün yaşanılanlar bir rüyaymış meğer.
Ciğerlerine dolan temiz havayı hissetmenin, yeni bir güne uyanmış olmanın değerini ilk kez o gün anlayabilmiş.
İçimizdeki 'ben’ ile barışmamız gerek
Yaşamın içinde her şey var: Acı, dert, sevinç, gözyaşı, hastalık, sağlık... Ve hepsi bizler için. Yarının ne getireceği sır. Ne yaşarsak yaşayalım hayatta; zaman geçiyor ve biz bir süre sonra alışıyoruz acının en büyüğüne bile. Alışıyoruz alışmasına ama gene barışamıyoruz hayatla, kendimizle. Demem o ki kesin hemen kendinize bir can bileti. Benliğinize doğru, uzunca bir yolculuk gerçekleştirin. O kadar uzun olsun ki, bir ömür sürsün. Çünkü yaşamdaki anlamın, mutluluğun sırrı o yolculukta gizli. Herkesten kaçsak da içimizdeki 'ben'den kaçamıyoruz. Gittiğimiz her yerde, o hep en yakınımızda. Acı halinde, aşk halinde... Hep bizimle.
Hayatla barışıp, ona dokunabilmemiz için önce içimizdeki 'ben’ ile barışmamız gerek. Kendinizi, kendinize her halinizle teslim edin.
İşte o zaman farkedeceksiniz ki benliğiniz size: 'Yaşamak sen ne güzelsin, her şeye rağmen' demeyi çoktan öğretmiş...





