Her Çocuk Özeldir
ÇETİN YAMAN
Kadrajımdan Sanat
Solomon Adası’ndaki yerlilerin ilginç bir ağaç kesme yöntemi olduğunu biliyor musunuz? Teknolojik alet edevatları olmadığından ve güçlerinin yetemeyeceği çok kalın gövdeli olan ağaçların karşısına geçip etrafını sararak hep bir ağızdan ağaca kötü sözler söylerlermiş. Ağaçların içerisinde bir ruh olduğuna inanan halk, kötü sözlere dayanamayan ruhun ağacı terk etmesini sağlayarak ağacın devrilmesine sebep oluyorlarmış.
Düşünebiliyor musunuz? Koskoca gövdeli ağaçlar kötü söze dayanamıyormuş. Japon bir araştırmacı suya değişik müzikler dinleterek, suyun kristal yapısının fotoğraflarını çekmiş.
Seni seviyorum denilen suyun kristal yapısı çiçekli ve berrak olurken kötü söz söylenen suyun yapısı koyu ve karmaşık bir yapıya dönüşüyormuş. Klasik müzikle farklı kristaller oluşurken rock müzik gibi sert müziklerle kararıyor. Su ve bitki bile ses frekanslarından, iyi ve kötü sözden, sakin ve sert müzikten bu kadar etkileniyor ise insanoğlu ne dayanıklıymış diyorum bazen kendi kendime. Belki de o yüzdendir bizler ölülerimizin arkasından “ruhu şad olsun” yani “mutluluk içinde bulunsun, sevinsin” deriz. Yaşarken kavuşamadığımız veyahut beceremediğimizi ahiretten bekliyoruz belli ki. Bedeninizde yaşayan ruhun gıdası neyse neyi seviyorsa onu keşfedip onunla besleyin. Çünkü her ruh aynı değildir.
Her birey özgündür. Bu nedenle kendi özgünlüğünüze kulak verin. Bir an aklımdan şu düşüncegeçiverdi ve durakaldım:
Ya herkes birbirinden farklı olmasaydı! Marketin rafında dizili gofretten ne farkımız kalırdı ki.
İnsanın en özgür hali büluğ çağına kadardır aslında. Çünkü ruhunu ön yargısız ve özgürce doldurabiliyor. Sonrasında ise bütün yaşam boyunca verdiğimiz uğraş aslında büluğ çağında kaybettiğimiz o naif ruhu besleyen hallerimize geri dönebilmek için değil midir? “Ah bir çocuk olsam!” deriz ya aslında “Ah bir mutlu olsam!” diyemediğimizdendir belki de.
Nedir acaba en iyisi?
Hayal güçlerinin ve farklı bakış açılarının ne kadar çok gelişmesine katkı sağlayabilirsek ileride çok mutlu ve kendisine ve topluma faydalı bireyler yetiştirmiş oluruz. Çünkü duygularını ifade edebilecek kadar özgür kalan bireyler, mutluluğu özgünlükleri ile kendileri tanımlarlar. Çoğumuz çocuklarımızdan çok şey bekliyoruz.
Herkes her şeyin en iyisini istiyor günümüzde. Nedir acaba en iyisi?
Farkında olmadan onların hayatta bizlerin başaramadığı şeyleri başarmasını istiyoruz.
Kendi hırslarımızı yüklüyoruz çocuklarımızın sırtına.
Gerçek çocuk işçiliği bu olmalı! O yaşına rağmen başkasının hırslarını taşımak zorunda.
Ya çocuk bu yükü kaldıramazsa diye düşünmüyoruz bile. Mimar olmasını, mühendis olmasını veyahut doktor olmasını istiyoruz.
Ne kendimizi ne de çocuklarımızı bu ağır yükün altında ezmeyelim.
Her çocuğun diğerinden ayrı bir kabiliyeti olduğunu ve bambaşka hayalleri olduğunu lütfen unutmayalım. Ve en önemlisi onun ruhunu besleyen doğru şeyi bulmaya çalışalım.
Çocuğunuzun yönelimlerini umursayın
Albert Einstein, 9 yaşına kadar çok yavaş konuşuyormuş ve ailesi onun geri zekalı olduğunu düşünmeye başlamış. Herkes onunla alay ederken o cesaretinden ödün vermemiş.
Leonardo Vinci, okuma yazmayı çok zor öğrenmiştir. Fakat uçağın icadından tam 400 yıl önce yani 15. yy’da bir helikopter tasarımı çizmiştir.
Eski Yunan hatiplerinin en başarılısı olarak bilinen Demosthenes’in, uzun zaman kekeme olduğunu biliyor muydunuz? Demosthenes uzun zaman aksaklığını giderebilmek için ağzına çakıl taşları koyarak konuşma pratikleri yapmış ve bugün bile dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hitabet ustası diye anılmaktadır.
Çocuğunuzun yönelimlerini umursayın. Çünkü umursamak çok önemlidir ve bunun iyileştirici bir gücü vardır. İlgilenin onunla, hatalarını bile umursayın. Bu başarıyı kendiliğinden getirir. Çocuk sevildiğini ve önemsendiğini hisseder.
Ve bir erişkin olduğunda mesleği her ne olursa olsun, işini güvenle ve cesurca yapar.
Bahsettiğimiz kişiler dünyayı değiştirdiler, dünyaya farklı gözle bakabildikleri için.
Aramızda ne büyük cevherler var aslında yeter ki her ne şartta olursa olsun çocuklar özgün değerleri ile kucaklansın. İşte o zaman aydınlık gelecekleri de çocuklarımızı kucaklayacaktır.





