Şans’ımız Yaşamak

ÇETİN YAMAN

Kadrajımdan Sanat

Yaşam, insana verilmiş ne muazzam bir hediyedir. Ana rahmine düştüğün anda hayatla kol kola giriyor aslında insan. Doğuyorsun, büyüyorsun… Zaman sonra yaşam, omuzlarımıza sorumluluklarını ve zorluklarını bindiriveriyor. İşte bu noktada ayrışıyoruz sanırım biz insanlar. Bir yanda, yaşama hep iyi tarafından bakıp, her koşulda kendini şanslı hissedenlerimiz var. Her günün bitiminde, mutluluk süzgecinden geçirirler günlerini. Üzerinde kalanlar günün kazanımlarıdır.

haber 10 028 03Bir yanda yaşamla aram pek iyi değildir ama yine de kendimi şanslı hissederim diyenlerimiz vardır. Onlar olumsuzu görüp, kendi yaşamlarına dair olumlu çıkarımda bulunanlarımızdır. Bir yanda da hayatlarının her anını negatif düşünceler içerisinde sürdüren, kendini doğuştan şanssız olarak nitelendirenlerimiz vardır. Karşı tarafın artısını onlar yaşamlarına hep eksi olarak yansıtırlar. Günün olumsuzluklarını adeta yorgan yapar örterler üzerlerine. Yeni güne başlarken bu olumsuz tortular da onlarla beraber olur hep. Peki! Hayattaki gerçek şans nedir? Şanslı mı doğarız? Yoksa biz mi yaratırız o şansı? Aslında şans, bir zihin durumu, düşünme ve davranma biçimidir. İnsanlar şanslı ya da şanssız doğmazlar. Düşünceleri, hisleri ve davranışlarıyla iyi ve kötü şanslarını kendileri yaratırlar. Devrin ünlü devlet adamı ve komutanı Büyük İskender’in “Eğer Büyük İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim” söylemini oluşturan hikaye özetliyor aslında her şeyi; Evvel zaman içinde (M.Ö.412) meşhur halk filozofu Diyojen, yan yatmış büyükçe bir fıçının içinde hayatını sürdürmüştür. Esprileri, nükteli sözleriyle hem sevilmiş, hem de çok meşhur olmuştur. Öyle ki şöhreti İmparator Büyük İskender’in bile kulağına ulaşmış ve o da merak edip, bu garip filozofun ziyaretine gitmiştir. İskender, Diyojen’in gariban haline üzülmüş olacak ki bu zavallıya bir hayrımız dokunsun diyerek, “Dile benden ne dilersen?” demiş. Diyojen, yardımcılarıyla başında dikilmiş duran İskender’e muhtemelen fıçısının içinden bakmış ve, “Gölge etme, başka ihsan (iyilik) istemem” deyivermiş. Diyojen bu davranışı ile Büyük İskender’e, “Eğer Büyük İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim” dedirtmiştir. Şanslı olmak büyük servetlere hükmetmek, kudretli olmak veya mevki makam sahibi olmak demek değildir. Hele hele buralara atanarak gelmek hiç değildir. Atanmaktansa, seçilmiş olmaktır aslolan. Gerçi ülkemizin sisteminde seçilmişler bile kendilerini atıyorlar aslında. Delegelere bir şeyler vaat ederek, oldu bittiye getirerek, demokratik seçimden uzak yaklaşımlarla kendilerini seçtirerek, kendi kendilerini atıyorlar adeta. Yine de diyorum ki “şans’ımız yaşamak” ve sen şanslısın. Çünkü, Sen ana rahminde yaşama tutunduğun an dünyalarına mutluluk tohumu serptiğin anne baban olduğu için şanslısın. Emeklemeye başladığın andan, hayata seslendiğin ilk sözcüğü söylediğin ana kadar, okul hayatının ilk gününden, kendi yuvanı kurduğun an’a kadar senin mutluluğunla, mutlu olan hayatlar olduğu için şanslısın. Yaşama tutunduğun ilk anda hissettirdiklerini zaman sonra hissettiğin an, alnındaki çizgilerlerle yaşama, hoşçakal dediğin anda bile şanslısın. İşin özünü, mutlu kıldığın hayatların mutluluğu seni de sardığında anlarsın. İşte hayatın şansı bu. Ötesi yok… Bir çoğumuz, bu güzel duyguları hissederek ve hissettirerek büyüyoruz. Ama sonra kimilerimiz hayatın negatif limanlarına demir atmayı tercih ediyor. Şanssız doğulmaz. Şanssızlık yaratılır. Şans da yaratılır aynı şekilde. Şansı çağırın. Nasıl mı? Hayata, hayatlara dokunun. Bazen bir şarkı, bazen bir çiçek, bazen bir çocuğun tebessümü, bazen de bir şiir ile. Şiirin yanında birde “yaşamak” dendiğinde dizeleri ile hayata dokunan Nazım Hikmet Ran gelir hemen akla;
“ Yaşamak ne güzel şey… Anlayarak bir usta kitap gibi bir sevda şarkısı gibi duyup bir çocuk gibi şaşarak YAŞAMAK... Yaşamak: birer birer ve hep beraber ipekli bir kumaş dokur gibi… Hep bir ağızdan sevinçli bir destan okur gibi YAŞAMAK…”

Yaşam, kendinin sahnede olduğunu anlayıp, kendini alkışladığın zaman mutluluk getirir insana. Dünyadan göçme vakti geldiğinde yaşamınızın şansını, yanınızdakiler, kalbinizdekiler ve biriktirdiğiniz güzel anılar ile ölçeceksiniz. An’sızın olsa bile değmeli yaşanılan her an’a Anısı hoş, an’larınız bol ola…

  sigortacim sayi 28 haziran
 Haziran 2018 / Sayı:28

Yazarlar

  • Jun 05 , 2017

    MUSTAFA NAZLIER

    Sigorta Eksperi

    Tüm sektör aktörleri sigorta eksperlerinden eşit olarak aynı kalitede düzenli hizmeti alabilmelidir. Bunu sağlamanın tek yolu eğitim ve bilginin güvenli olarak istikrarlı biçimde eksperler tarafından tüm paydaşlarına bağımsız ve tarafsız sunulabilmesidir.

  • Jun 02 , 2017

    M. JALE BAYAV

    TÜSAF Yönetim Kurulu Üyesi

    Geçmişteki hatalarımız, geleceğimize yön veren en iyi derslerdir aslında, önemli olan hataları görebilmek ve kabullenebilmek cesareti ve olgunluğu ile kendimizi yenilememizdir.
    Hayatta ya Bey olacaksın ya Paşa, ya Ağa olacaksın ya da Maşa…

  • Jun 02 , 2017

    ADNAN ÇELİK

    Parametre

    Borsa İstanbul'daki şirketlerin toplam piyasa değeri 718 milyar lirayı aştı. Borsa İstanbul'da en yüksek piyasa değerine sahip şirket, 41,1 milyar lira ile Koç Holding olurken, onu Garanti Bankası, Akbank ve İş Bankası izledi.

  • Jun 02 , 2017

    HANİFE KARAMUSTAFAOĞLU

    Eğitim

    Birçok işi halletmeye çalışıp yine de hiçbirini tamamlayamıyorsanız ya da sabah erkenden işe gittiğiniz halde hâlâ verimli çalışamadığınızı düşünüyorsanız bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. Amacınız iş hayatında üretkenliğinizi artırmak ise işte uygulamanız gereken 5 madde...
    Üst üste yapılan toplantılar, ardı arkası kesilmeyen mailler ve yapılacak işlerin birikmesi… Gün boyu çalışıyor, öğle tatillerinden feragat ediyor, hatta mesaiye kalıyor fakat yine de bir türlü işlerinizi bitiremiyorsanız, modern çalışma hayatının en büyük sıkıntılarından biri olan “verimsiz çalışma kriziyle” karşı karşıyasınız demektir. Ancak gün içerisinde üretkenliğinizi etkileyen durumları öğrenerek ve gerekli önlemleri alarak daha verimli çalışmanız mümkün. İşte iş hayatında üretkenliğinizi artıracak 5 yöntem:

  • Jun 02 , 2017

    HASAN ALİ GÖZÜKARA

    Otoacente

    Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) tarafından bu yıl 17'ncisi düzenlenen "İstanbul Autoshow" kapılarını ziyaretçilere açtı. Bu yıl "Geleceğe Yakından Bakın" sloganıyla gerçekleştirilen fuar 21-30 Nisan tarihlerinde açık kaldı. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarda, bu sene aralarında daha çok Türkiye'de üretim yapan firmaların bulunduğu otomotiv markaları yeni modellerinin lansmanlarını gerçekleştirdi.
    Bugünün ve geleceğin teknolojilerinin sergilendiği fuara, Alfa Romeo, Aston Martin, Dacia, DFSK, Fiat, Ford, Honda, Hyundai, Jeep, Lexus, Mercedes, Mitsubishi, Nissan, Opel, Peugeot, Renault, Smart, Ssangyong ve Toyota katıldı. Fuarda, otomotiv markalarının yanı sıra, teknoloji, inovasyon, bilişim, aksesuar ve yan sanayi firmaları, sivil toplum örgütleri ve basın kuruluşları da yer aldı.


tsrsb   dask   sigortacili   sigorta_gov   tsev    sigorta bilgi merkezi    sigorta tahkim komisyonu    guvencehesabi

Showcases

Background Image

Header Color

:

Content Color

: