Kadrajımdan Sanat -NAZIM HİKMET ORATORYOSU
ÇETİN YAMAN
Sol kolu alçılı vaziyette bir buçuk saat sahnede eserleri seslendirirken devleşen 77 yaşındaki Genco Erkal’a, ülkemizi dünyada gururlandıran piyanistimiz Fazıl Say’ın şiirdeki duygusal algıyı, içimizde gürül gürül coşturup bizleri sürükleyişine teslim olduk.
Ajandamıza not alışımız yaklaşık iki ay öncesine dayanıyordu. Fazıl Say’ın “Nazım Hikmet Oratoryosunu” dinlemek üzere İstanbul’dan Ankara’ya gidilecekti. 29 Ağustos günü, yaklaşık 4 bin seyirciyi ağırlayacak olan Bilkent Odeon sahnesindeki yerimize oturabilmek için sıradaydık artık. İş, aş veya ekmek için değil, beklemekten keyif alınan bir sıra. En sonda bekleyen kişinin bile yüzünde tebessüm ve heyecanı hissettiğiniz sıradan bahsediyorum. Oratoryoları güzel kılan şey sanırım çok seslilik içinden çıkan tek ses. Her enstrümanın sesi farklı ama hepsi de aynı notalar ile muhteşem bir ahenk yaratıyor. Nazım’a ait eserler yaklaşık 200 kişilik orkestra eşliğinde solo ve korolarca seslendirildi.
Çağlayan gibi çağlayıp coştuk
Eserlerdeki anlamsal derinliğin hissini, alçalıp yükselen melodilerle bizlere öyle güzel hissettirdiler ki bazen çağlayan gibi çağlayıp coştuk, bazen ise yerimize çakılıp kaldık. Bazı anlar vardır ya, yüreğine bir şeyler değdiğinde, çok etkilendiğinde, hani aşk hallerinde ortaya çıkan duygudan bahsediyorum. Esareti gönüllü yaşamak, o ana hapsolmak veya onun kalbindeki tüm hücrelerde yatmak istediğin anlar. Teslim olduğun veya teslim alındığın anlar gibi. İşte ben ve arkadaşlarım o an, başta 70 yıl öncesinde yazılmış olmasına rağmen, hala bugünü anlatır gibi güncel ve anlamını koruyan Nazım’ın dizelerine,sol kolu alçılı vaziyette bir buçuk saat sahnede eserleri seslendirirken devleşen 77 yaşındaki Genco Erkal’a, ülkemizi dünyada gururlandıran piyanistimiz Fazıl Say’ın şiirdeki duygusal algıyı, içimizde gürül gürül coşturup bizleri sürükleyişine teslim olduk. Nazım Hikmet’in 70 yıl önce yazdığı “Davet” şiirinde, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim’’ dizeleri, çok sesliliğe ve farklılığa duyulması gereken saygıya davettir. Gene sözü oratoryoya getirecek olursam, dünya çok sesli bir korodur. Ve sanata bağlayacak olursam da, sanat; ‘bir’ olmadan ‘biz’ olmaktır aslında. Sen gibi düşünmeyeni dışlamak değil, dinlemektir. Varlığını kabul etmek, düşüncesine saygı duymaktır. Görülenden daha çok gören göze estetik katmaktır. Lord Aubery der ki, güneşin çiçekleri renklendirmesi gibi, sanat da hayata renk verir. Günlük hayatın tozunu ruhumuzdan temizleyebilmek için ve daha renkli bir yaşama sahip olabilmek için hayatlarımızda yer açalım Sanat’a. Sanatlı günler.





