Trafik Sigortası Genel Şartlarının Hukuku Ve Aykırı Yönleri (2)
ABDULGANİ DEĞİRMENCİ
Avukat
Her kazaya farklı farklı sorumluluk türleri için ayrı hesaplama yöntemleri uygulanmasından derhal vazgeçilmeli. 1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları ve ekleri ile ilgili değerlendirmelerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz
. c)Bakıcı giderleri, 1960 yıllardan günümüze tedavi giderleri kapsamında kabul edilirken, yeni düzenlemenin (c) bendinde yaşam boyu "bakım giderleri" sürekli sakatlık teminatı kapsamına alınmıştır. Bu durum sigortalının aleyhine olduğu gibi mağdurun da aleyhinedir. Mağdur, yüksek tazminatı alması gerekirken bu hakkını elde edemeyecektir. Sigorta şirketi de yüksek tazminat ödemekten kurtulmuş olacaktır. d) Destekten Yoksun Kalma Teminatı: Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde pervasızca ve kanuna aykırı olarak Hazine Müsteşarlığı’na yetki verilmiştir.
Hazine umarız ki yanlıştan döner
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı’nın nasıl hesap edileceği E.2’de belirtilmiştir. Bu dayatma yöntem önceki tarihlerde Hazine Müsteşarlığı’nca yayınlanan ama hukuk camiasında itibar edilmeyen genelgenin tekrarıdır. Hazine Müsteşarlığı umarız ki bu yanlıştan bir an önce döner. Yeni genel şartlara göre yapılacak hesaplamaların hukuki ve teknik konularını çok fazla açıklayarak yazıyı sıkıcı hale getirmek istemiyorum. Ancak yargılama da kabul gören PMF tablosu kullanıyor iken neden bunu esas almayarak TRH-2010 kullanıldığı soru işaretidir. Tabii cevaben “Bunu bizim üniversitemiz hazırladı” diye karşılığını alabilirsiniz. Ancak tablo incelendiğinde Türkiye’nin tarım ülkesi olduğu dönemi yansıttığı ve bakiye yaşam ömürlerinin çok düşük olduğu, yani verilerin 1940 ile 1980 arasında alındığı görülecektir. Bu trajikomik tablonun yeniymiş gibi sunulmasını tebessümle karşılıyoruz. Tazminat bedelleri "yetersiz" olacak
Yine destek hesabında ölenin vergilendirilmiş gelirinin dikkate alınacağı, aksi takdirde asgari ücret uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ülkemiz gerçeğine aykırı olduğu gibi Yargıtay'ın "vergi kayıtlarının tazminatın ölçüsü olamayacağına, gerçek kazancın araştırılması gerektiği”ne dair görüşüne de açıkça aykırıdır. Hukuk genel ilkesi olan “gerçek belli ise varsayıma gidilemez” ilkesine açıkça aykırıdır. Genel şartlar Türk Ticaret Kanunu’na, Türk Borçlar Kanunu’na ve Avrupa İnsan Hakları’na açıkça aykırıdır.
Bu konuyu daha çok uzatmama adına, sadece insan haklarına ilişkin kısaca değineceğiz. İnsana sıkı sıkıya bağlı olan tazminat hesabı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 1 No’lu ek-protokolün 1’inci maddesi kapsamında özel koruma görmektedir. Yasaya ve hesaplama ilkelerine uygun olarak belirlenen ve denkleştirilen tazminata artırıcı veya azaltıcı yönde bir müdahale, bu hakkın ve nesafet hukukunun mahiyeti ile bağdaşmaz. Tazminatın hesaplama sonunda az veya çok çıkması, devletin ve/veya Hazine Müsteşarlığı’nın sorunu değildir. Tazminatın önleyici işlevi, sorumluluk hukuku kriterlerine uygun olarak hesaplanan bedele alacaklı ve borçlu dışında hiçbir bir özne tarafından dokunulmamasının sağlanması gerekli ve elzemdir. İnsana verilen zararlar bir bütündür. Her kazaya farklı farklı sorumluluk türleri için ayrı hesaplama yöntemleri uygulanmasından derhal vazgeçilmelidir. Genel şartlar iptal edilip yürürlükten kaldırılmadığı sürece, trafik kazalarından zarar görenlerin sigorta şirketlerinden tazminat alabilmeleri neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Tazminat ve/veya değer kaybı alabilecek şanslıların aldıkları tazminat bedelleri kesinlikle "yetersiz"olacaktır.





