Yeni Trafik Sigortası Genel Şartlarının Hukuku, Aykırı Yönleri (1)
ABDULGANİ DEĞİRMENCİ
Avukat
Bu yeni düzenlemeler sadece sigorta şirketlerini korumaktadır. Bu tür düzenlemeler Avrupa Birliği’nde asla yapılamayacak düzenlemelerdir
Değerli okuyucular bu yazımızda son dönemde piyasada görülen yazılardan farklı bir bakış acısı ile yeni düzenlemeyi değerlendirmek istiyorum. Sigorta şirketleri bu yeni düzenlemenin sigortalı lehine olduğunu poliçe bedellerinin ucuzlayacağını basında dile getirmektedir. Oysaki son baktığımızda poliçe bedelleri bu yasal düzenlemeye karşın halen yükselmektedir. Kaldı ki yeni düzenleme başlı başına hukuksuzluğun belgesidir. Bu hukuksuzluğu ve sigortalı aleyhine olan maddeleri dile getirmeye çalışacağız. 14 Mayıs 2015 günü 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe konulan yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (kısa adıyla Trafik Sigortası) Genel Şartları ve ekleri son dönemlerde diğer yasaların yapım aşamasındaki gibi hoyratlıkla yapılmıştır. Bugün yasalar ve/veya düzenlemelerin yapım aşamasında “Kuvvetler Ayrılığı İlkesi”ne aykırı olarak yürütmenin etkisinde kalmakta ve yasalar adeta toplum yararına değil, kişi yararına ve çoğu zaman da yeni sorunlara yol açacak yöntemlerle çıkarılmaktadır. Bu tarzda düzenleme yapma düşüncesi, yeni Trafik Sigorta Genel Şartları’na da yansıtılmıştır. Asıl üzücü olan bu yeni düzenlemenin ciddi şekilde sorumluluk hukukuna ve Yargıtay’ın kararlarına aykırı olmasıdır.
Hukuki altyapıya bakılmadı
Düzenleyici tarafından, hiçbir hukuki altyapıya bakılmaksızın bu düzenlemeler yapılmıştır. Demokratik hukuk devletlerinde yasalar ve düzenlemeler; evrensel hukuk kurallarına, toplum yararına ve toplumsal barışa hizmet edecek şekilde yapılması gerekmektedir. Yeni düzenlemeyi sigorta şirketleri o kadar sevdi ki; her platformda savunmaktadırlar. Oysa bu yeni düzenlemeler sadece sigorta şirketlerini korumaktadır. Bu tür düzenlemeler Avrupa Birliği’nde asla yapamayacakları düzenlemelerdir. Nitekim Türkiye Barolar Birliği bu konuda ivedi şekilde Danıştay nezdinde iptal davasını ikame etmiştir. TBMM, hiçbir neden yok iken seçim öncesi Bazı Kanun ve Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'na, bu düzenlemeyi geçirmeyi denediler. Tasarının 31. madde ile 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 13. maddesine bir 4. fıkra ekleterek "Zorunlu sigortalar kapsamındaki tazminatlar ilgili genel şartlarla tespit edilen teminat içeriği ve hesaplama esaslarına göre belirlenir" biçiminde (sigorta şirketlerinin şimdiki gibi daha az tazminat ödemelerine neden olacaktı) bir düzenleme yapmak istemişlerse de yasa tasarısı TBMM’den geçirilememiş ve yeni döneme kalmıştır.
Geçersiz noktalar
Yeni düzenleme yasalara, sorumluluk hukuku ilkelerine ve Yargıtay'ın seksen yıllık yerleşik kararlarına aykırı olup yeni düzenlemenin hukuka aykırı ve geçersiz noktalarını dile getirmekte yarar görüyoruz.
Düzenlemenin sorumluluk hukuku ve Yargıtay kararlarına aykırı olan madde başlıkları;
a) A.5 Değer kaybının tespitine ilişkin düzenleme,
b) A.5 Sürekli sakatlık ve destekten yoksun kalma hesap yöntemleri
c) A.6 Teminat dışı kalan haller maddesinin bazı paragrafları,
d) B.2 Tazminat ve giderlerin ödenmesi maddesinin 2.1 fıkrasının 2. cümlesi
e) B.2 Tazminat ve giderlerin ödenmesi maddesinin Sigortalı, Sigortacının gösterdiği avukata gereken vekâlet verme zorunluluğu
d) B.4. Maddesinde yer alan “veya trafik kurallarının ihlali” ibaresi Bu 6 düzenleme en basit tabiri ile genel hukuk ilkelerine tamamen aykırıdır.
1- Genel Şartlar ana metninde
a) Teminat dışında kalan haller başlıklı A.6 maddesinin, Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesi (b) bendinin tekrarı niteliğindeki (ç) bendini etkisiz kılmak için, (d) bendine: "Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri"nin teminat dışı olduğu açıklaması konulmuş olup; böylece Yasa'nın 92/b maddesine aykırı bir düzenleme yapılmıştır. Bu konuda, yani işleten ve sürücünün tek yanlı kazalarda veya yüzde yüz kusurlu olduğu ölümlerinde, yakınlarının üçüncü kişi konumunda olmaları hasebiyle, Trafik Sigortası’ndan tazminat alabileceklerine ilişkin Yargıtay kararlarını değiştirtme girişimleri sonuç vermeyince, bu yola başvurmuşlardır.
Çabaları boşuna…
Çabaları boşunadır, çünkü 1975 tarihli İsviçre Karayolları Trafik Kanunu'ndan yararlanılarak yürürlüğe konulan 2918 sayılı Yasa'nın 92/b maddesi, Sigorta Hukukuna özgü ve "sosyal risk" ilkesine dayanan ayrık (istisnai) bir hükümdür; yasa değiştirilmediği sürece sigorta şirketleri bu tür tazminat ödemelerini yapmak zorundadırlar.
b) Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının teminat türleri başlıklı A.5 maddesinin (a) bendinde “Değer Kaybının Tespiti bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır.” cümlesi uygulamada vatandaş aleyhine ciddi bir haksızlık yaratacaktır. Yeni Genel şartta yer alan madde çerçevesinde Ek 1’e göre örneğin mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarları, ana iskelet ve şaside hasar olmaksızın, vidalı parçalarda yapılan onarım/değişim ile giderilebilen hasarlar değer kaybı hesaplamasında dikkate alınmayacaktır.
Bu kısıtlama kanuna aykırıdır. Şöyle ki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin birinci fıkrası gereğince, “…motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Yine aynı kanunun 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İşletenlerin, 2918 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” Ayrıca ZMM Sigortası’nın amacı araç işletenin araç işletmekten kaynaklanabilecek hukuki sorumluluğunu karşılamaktır. Araç kazalarında zarar gören araçta bir değer kaybı oluşmaktadır. Bu zarar gören aracın işleteni açısından maddi zarar niteliği taşımakta olup; bu zararın karşılanması gerektiği son derece açıktır. Kaldı ki bu anlamsız düzenleme 2918 sayılı Kanun’un 90. maddesi yollaması ile “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında TBK’nın haksız fiillere ilişkin hükümlerine uygulanır.” ibaresi ile adeta hukukun genel ilkelerine toslamaktadır. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir ve zarar gören haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumluluk maddeleri çerçevesinde istenebilir. Yeni düzenleme ne yazık ki hukuki kaidelerden o kadar uzak hazırlanmıştır. Bu duruma bir örnek vermek gerekirse bir trafik kazası neticesinde zarar gören araçta örneğin hava yastığının veya aracın mekaniğinin zarar görmesi aracın değerinde, kayda değer bir düşmeye sebep olacağı açıktır ve bu değer kaybının tazmin edilmesi gerekmektedir. Ancak yeni düzenlemeye göre örneğin hava yastığı veya aracın mekaniği değer kaybı teminatı dışındadır. Bu durum nasıl açıklanabilir? Türkiye’de sigorta bilinci henüz yeni yeni oturtulmaya başlarken, bu kafa karışıklığı neye yarayacaktır? Düşünsenize vatandaş poliçe satın alıyor, ardından ben bunu ödemem bunu öderim diye cevap ile karşılaşıyor. Nedeni sorulduğunda mekanik arıza kapsam dışı bırakıldığı cevabı ile karşı karşıya kalınacaktır.
Sonuç olarak araç kazalarında zarar gören araçtaki değer kaybının gerçek zarar ilkesine göre karşılanması gerekirken değer kaybının tespiti Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılacaktır. Bu yeni hesaplama yöntemine göre özelikle mekanik arızalar değer kaybı dışında kabul edildiğinden sigorta şirketinin aleyhine bir tazminat çıkmayacaktır. Kusurlu araç işleteni aleyhine tazminata karar verilecektir. Zira 2918 sayılı Kanun’da “Zarara uğrayan şey” geniş bir kavram olup bir kısıtlamaya gidilmemiştir. Bu durumda 2918 sayılı Kanun’un 90. ve 92. maddelerine açıkça aykırı bu yeni düzenleme, hukuksuz olduğu gibi sadece sigorta şirketlerinin lehine bir düzenlemedir.
(Ekim sayımızda diğer maddeleri hukuki açıdan incelemeye devam edeceğiz.)





