ZDS’de Acentelerin Komisyonları Artırılmalı
Şirketler Zorunlu Deprem Sigortası bilincinin yerleşmesi için etkinlikler yaparken, bu ürünün daha yaygınlaşması için de acente komisyonlarının artırılması isteniyor.
Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS), konutları depreme ve depremin doğrudan neden olduğu yangın, infilak, yer kayması ve tsunami gibi afetlere karşı güvence altına alıyor. Konut ve kimlik bilgilerini en yakın sigorta acentesine ya da banka şubesine beyan eden herkes, kolayca poliçe sahibi olabiliyor. Primler, özellikle devlet tarafından, herkesin karşılayabileceği ölçüde olması için düşük tutuluyor. Binanın 2007 yılı ve sonrasında olması da primlerde yüzde 10’luk bir indirim sağlıyor. Deprem sonrası Alo 125’in aranmasıyla hasar takip dosyası açılabiliyor. En kısa zamanda gelen hasar tespit uzmanı tazminat tutarını belirliyor ve ardından da hasar sahibinin banka hesabına yatırılıyor.
Böylece deprem gibi bireyleri hem psikolojik hem de maddi olarak etkileyen bir afetin yaraları en kısa sürede sarılmaya çalışılıyor. DASK, Zorunlu Deprem Sigortası’nın önemini Türkiye genelinde düzenlediği etkinlik ve reklamlarla duyururken, sigorta şirketleri de bu konuda destek oluyor. Şirketler sigorta bilincinin yerleşmesi için acenteleri ve dağıtım kanalları aracılığıyla tüketicileri bilgilendiriyor. Birçok ilde toplantılar düzenleyen şirketler tüketicilere Zorunlu Deprem Sigortası’nınönemini anlatıyor. Bu ürünün daha yaygınlaşması için de acente komisyonlarının artırılması isteniyor.
AKSİGORTA GENEL MÜDÜRÜ UĞUR GÜLEN:
1 milyon 400 bin kişiyi bilgilendirdik
AKUT’la birlikte toplumu başta deprem olmak üzere sel ve yangın gibi doğal afetler konusunda bilgilendirmek amacıyla 2010 yılında “Hayata Devam Türkiye” Projesi’ni başlattık ve geçen yıl tamamladık.
5 yıl boyunca Türkiye’de 52 il ve 174 ilçe meydanında, vatandaşlara, “Hayata Devam TIR”ında bulunan 3 boyutlu G Force deprem simülatörüyle 1999 yılında yaşanan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi’ni yaşatarak, konunun önemine vurgu yaptık. “Güvenli Oda” ve “Güvenli Olmayan Oda” olarak iki farklı bölümün bulunduğu deprem TIR’ında eşyaları sabitlemek gibi alınabilecek basit önlemlerin önemine dikkat çektik. 60 bin kilometre yol kateden “Hayata Devam Türkiye” projesi kapsamında yaklaşık 4 milyon kişiye eğitimler verildi, eş zamanlı olarak sosyal medyada gerçekleştirilen çalışmalarla da 1 milyon 400 bin kişi bilgilendirildi. Toplamda 5.4 milyon kişiye ulaştık.
GÜNEŞ SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI HASAN ALTANER:
Poliçeler doğru hazırlanmalı
Tüketicilere konut sigortalarının yanında Zorunlu Deprem Sigortası’nı da ihmal etmemelerini öneriyorum. Poliçeleri var ise yenileme yapmayı unutmasınlar, yoksa da hızlıca DASK ve konut sigortası sahibi olmaya çalışsınlar. Çünkü sigorta güvencesi sayesinde kayıplar anında telafi edilebiliyor, geri alınabiliyor. Diğer taraftan sigortalılar, DASK yaptırırken verdikleri bilgilerin eksiksiz ve doğru olmasına dikkat etmeliler. Ayrıca kendilerine, binaya ve teminata ait bilgilerin poliçede eksiksiz ve doğru olarak yer alıp almadığını kontrol etmeliler.
AXA SİGORTA DİREKTÖR VE GENİŞLETİLMİŞ İCRA KURULU ÜYESİ BALKIR DEMİRKAN:
İndirimli sigorta kampanyaları devam etmeli
Tüketicilerin DASK reklamlarının yapıldığı dönemlerde poliçe yaptırma oranları artıyor. Dolayısıyla DASK’ın reklam ve indirim kampanyalarına devam etmesi, ayrıca sigortalıların daha güçlü bir biçimde iknası için acente ve şirket komisyonlarının artırılarak, prosedürel işlemleri azaltmasının vatandaşların ZDS’ye olan ilgi ve bilgisini arttıracağı düşüncesindeyiz. Vatandaşların DASK ilgisini etkileyen bir diğer önemli faktör de dünya ve Türkiye’de oluşan büyük depremler. Bu büyük deprem hasar ve etkilerinin kamuoyu ile açık ve etkin bir biçimde paylaşılabildiği platformlar yaratılabilir. DASK’ın kapsamı, depreme karşı sağladığı koruma ve koşulları web sitemizde detaylı olarak anlatılıyor. Ayrıca DASK’ın şirketimize sağladığı broşür ve bilgilendirme insertleri de acentelerimiz aracılığı ile vatandaşlarımız ile paylaşılıyor.
ALLIANZ SİGORTA
Kanallarımızı ürünü satmaya teşvik ediyoruz
Allianz Türkiye’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Zorunlu Deprem igortası’nın adı her ne kadar zorunlu olsa da, belirli kontrol noktaları dışında bu sigortayı yaptırmamanın herhangi bir yaptırımı yok aslında. 2012 yılında yürürlüğe giren Afet Sigortaları Kanunu ile tapu ve konut kredisi işlemlerinin yanı sıra su ve elektrik bonelik işlemlerinde de Zorunlu Deprem Sigortası aranmaya başlandı. Bu durum sigortalılık oranını yükseltti ancak sigortayı her yıl yenilemek gerektiğinden bu oran yüzde 40 seviyelerinde kaldı. Bu rakam, sigortalılık bilincinde istenilen düzeye ulaşmamış ülkemiz için oldukça iyi.
Ancak, karşı karşıya olduğumuz deprem riskini göz önünde bulundurunca yüzde 40 ülkemiz için yeterli değil. Bu oranı daha yükseklere taşımamız gerekiyor. Sektörün öncüsü olarak bu konuda biz de üzerimize düşeni yapmaya gayret ediyor ve acentelerimiz aracılığıyla konut sahiplerini her fırsatta Zorunlu Deprem Sigortası yaptırmaya teşvik ediyoruz.
Acentelerimize verdiğimiz yangın sigortaları eğitimlerinde Zorunlu Deprem Sigortası ve önemi ile ilgili bilgilendirme yapmaya çalışıyoruz.
Dönemsel kampanyalarla satış kanallarımızı bu ürünü satmaya teşvik ediyoruz.”
DASK acenteler için kampanyalar düzenliyor
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı Zorunlu Deprem Sigortası için acentelere yönelik kampanyalar düzenlediklerini söyledi.
Gölcük'te meydana gelen ve binlerce insanımızın hayatını kaybettiği Marmara Depremi’nin yıkıcı etkileri bu yıl 16. yıldönümünde yapılan etkinliklerle anıldı. Marmara Depremi, ülkemizde deprem algısı açısından gerçek anlamda bir dönüm noktası oldu. Bu durum deprem sigortası açısından da aynı biçimde gelişti. 1999 yılında 500 bin düzeyinde deprem teminatlı konut varken bu rakam bugün 7 milyonu geçti. İllere ve bölgelere göre değişiklik göstermekle birlikte, ortalama olarak her on evden dördünde zorunlu deprem sigortası var. Bu başarıda en büyük pay sahibi ise hiç şüphesiz Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK). DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı da sağlanan bu gelişmeyi oldukça önemli bulurken, rakamların ise yeterli olmadığı görüşünde. Kayacı, “Bu rakamı 2017 sonuna kadar 10 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Nihai hedefimizse bütün konutların Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) ile güvence altına alınması”şeklinde konuşuyor.
Acenteler teşvik edilmeli
Sigortalıların sigorta sistemiiçerisinde devamlılığının sağlanması, kurum ve tüm sigorta sektörünün gelişmesi bakımından önemli. Kayacı, bu sebeple acenteleri yenileme konusunda aktif olmaya teşvik etmek için acentelere yönelik kampanyaya devam ettiklerini söylüyor. Kayacı, süresi dolan poliçelerin takibi ve her yıl yenilenmesi sistemin sürdürülebilirliği ve depremde mağdur olmamak açısından kampanyanın önem taşıdığını belirtiyor.
Afet Yönetimi Projesi
Kayacı, hedeflerinin, 2015 yılı sonunda Türkiye’deki zorunlu deprem sigortalı konut sayısını 7,4 milyona yükseltmek olduğunu da kaydediyor. Kayacı şöyle devam ediyor: “Orta vadeli hedefimiz ise hem deprem ve sigorta bilincini artırmak için hayata geçirdiğimiz projelerle hem de yeni Afet Sigortaları Kanunu’yla getirilen kontrol uygulamalarının etkinleştirilmesiyle 2017 yıl içinde sigortalı konut sayısını 10 milyona çıkarmak.” DASK’ın bu yıl önemli projelerinden biri de AfetYönetimi Projesi’nin hayata geçirilmesi.
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı’nın proje ile ilgili görüşleri şöyle:
“Dünya çapında örnek gösterilebilecek bir uygulamanın arifesinde bulunuyoruz. Olası bir deprem durumunda sigortalıların hasarlarını daha hızlı ve daha doğru şekilde karşılayabilme amacıyla başlattığımız ve bu yıla damgasını vuran Afet Yönetim Projesi için güçlü bir bilgi teknolojisi altyapısı kuruluyor ve bu bilgi teknoloji altyapısını en etkin şekilde kullanacak insan kaynağı ve organizasyon yapısını oluşturuyoruz. Bu proje sayesinde poliçe üretiminden hasar ödemesine kadar ZDS’nın bütün süreçlerini daha hızlı ve etkin bir şekilde yönetip raporlayabileceğiz. Afet Yönetimi Projesi’nin en önemli getirilerinden birisi de internet üzerinden veya telefon aracılığı ile sigortalılara 7 gün 24 saat ulaşabileceğimiz sistemi hayata geçirmemiz olacak. Bir başka girişimimiz olan Ortofoto Projesi kapsamında Türkiye genelindeki il, ilçe ve belde düzeyinde yerleşim alanlarının havadan fotoğraflarının çekilmesiyle bir harita hazırlanması için harekete geçildi. Bu yapı sayesinde DASK’ın portföyünde bulunan konutların olası deprem senaryolarından ne kadar etkileneceklerini önceden görebilmeyi hedefliyoruz.”